Bu Sayfada:
Yorumlar

Tüm Yorumları

tüm yorumlar listeleniyor.

Yorumlarınızı sitemizde yayınlamak için herhangi bir bilgi sayfasında en altta yer alan formu kullanabilirsiniz.

Yorumlar  

tarihci

tarihci yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

26 gün, 22 saat önce sivas anadolunu yıldızı olan bir şehir sivas in tarihini araştırıken ne kadar uygarlik yaşadiğini bir kez daha keşfettim

dilan

dilan yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

26 gün, 23 saat önce bence çok güzel yorumlar tebrik ederim her türlü acıdan bize fayda göstereceğine inanıyorum

azadlık

azadlık yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

31 gün, 12 saat önce Nahçivandan dolayı Türkiye, Azerbaycan ile komşudur. Türkiye 8 ülke ile komşudur. Bunlar: KKTC, Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan (Nahçivan), Ermenistan ve Gürcistan'dır.

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

35 gün, 9 saat önce Karaçökek Köyü kuruluşu ile ilgili bir yanlışlığı düzeltme gereğini hissettim ,Köyün kuruluş tarihi ve kurucusu 1876 yılında Kafkasya'dan göç eden Atrışba Kuban Mustaf'tır .Mezarı halen Karaçökek köyündedir ,. bilgini düzeltilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim.

şevval

şevval yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

36 gün, 13 saat önce embriyomun sağlıklı gelişmesi için anne adayının alkol ve sigaradan uzak durup düzenli kontrole gitmelidir

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

36 gün, 14 saat önce zahar- gümüşhane bölgesinde belki belkide manasında ama Türkçemi ne ce bilinmiyo örneyin eve gelecekti zahar,birlikte yiyecek zahar

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

36 gün, 15 saat önce tkeşekkürler

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

36 gün, 16 saat önce LUTFEN SIMDI CEVAPLAYIN ODEV YARINA...

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

36 gün, 16 saat önce LUTFEN CEVAPLAYIN YARINA BU ODEV.... LUTFEN SOZLU NOTU YERINE LUTFEN

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

38 gün, 10 saat önce Tüm satranc severleri www.satrancmektebi.com sitesine bekliyorum

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

38 gün, 12 saat önce yha sagu ile koşuk arasındaki farklar çıkmıyo :S:S

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

38 gün, 16 saat önce çok saol çok tşk

isa güneş

isa güneş yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

39 gün, 19 saat önce Arkadaslar +90 posta kodu değil Türkiye telefon kodudur. Posta kodu değildir. Bir kaç sitede böyle yanıltıcı bilgiler gördüm belirtmek isterim.

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

40 gün, 14 saat önce ya sosyal gösterge ile örnekk verinn

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

40 gün, 17 saat önce Fiyatlarınıda belirtseydiniz daha hoş olacaktı. Plazmaların fiyatları daha uygun oluyor ancak benim bu sıralarda mağazalarda gözlemlediğim plazma tvler pek görünmüyor ortalıkta daha çok lcd hatta ondanda çok led tvler meydanda. Birde plazmaların ışığın yoğun olduğu yerlerde parlaklığı yada ekranın canlılığının kaybolduğu gibi bir kötü yanıda var. Aslında plazmanın fiyatına aldanıpta lcd den vaz geçmek yanlış olur gibi.

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

40 gün, 19 saat önce Radyasyonun zararları genellikle zamanla ortaya çıkan bir etki olup, ani etki ancak atom bombalarının yol açtığı ölümler ve yüksek radyasyondaki yanmalar şeklinde kendini göstermektedir.

Radyasyonun etkisi konusunda, radyasyonun şiddeti, tipi, verildiği süre

vb. özellikler ile radyasyona maruz kalan biyolojik yapının özellikleri etkileyicidir.

Bu çerçevede, biyolojik yapının radyasyonla etkileşimi sonucu, somatik ve genetik diye

sınıflandırabileceğimiz iki tür etki ortaya çıkar:

A) Radyasyon Somatik Etkileri

Maruz kalınan toplam radyasyon dozu, bu dozun

alındığı süre, vücudun ışınlanan bölgesi ile paralel olarak değişebilen bu etkiler,

akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılabilir.

1. Akut etkiler

Kanda geçici hafif değişikliklerden ani ölüme kadar değişebilir.

Ayrıca, organlar ve sistemler düzeyinde sıralayacak olursak, deride kızarıklık, saç ve

kıllarda dökülme, geçici veya sürekli kısırlık; bulantı, ishal ve kusma, kansızlık, vb. sayılabilir.

Temel olarak, akut radyasyon etkileri kısa süreli olup, en geç bir ay sonra ortaya

çıkabilir.

2. Kronik etkiler

Bir kez veya yinelenen radyasyon durumlarından uzun bir süre

sonra ortaya çıkabilen etkilerdir. Bu etkiler kanser, yaşam süresinin kısalması, cenin ve

gelişmesi üzerindeki etkilerdir.

a) Kanserleşme etkisi: Radyasyon, hemen hemen bütün dozlarda ve bütün dokulardan

tümörlerin oluşmasına yol açabilir, ancak bazı tip tümörler, diğerlerine oranla

daha yaygın görülürler. Genellikle sık bölünen hücrelerden oluşan doku ve organlar, bu

konuda daha elverişlidirler. Radyasyonun kansere neden olduğu, genellikle deneysel

hayvan çalışmaları ve bazı gözlem ve epidemiyolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkarılabilmiştir.

özellikle radyasyonla çalışanlarda daha çok meydana gelen deri kanserleri; yine

radyasyonla çalışanlar, atom bombası felaketzedeleri, çeşitli nedenlerle X ışını ile tedavi

edilenler, Bikini Marshall adalarında yapılan nükleer denemelerden etkilenenlerde

ortaya çıkan lösemiler; tiroid tümörleri; akciğer tümörleri ve kemik tümörleri radyasyonun

neden olduğu tümörler arasında en önemlileridir.

b) Yaşam süresi (Anlık ölümler değil)

Radyasyona maruz kalmanın yaşam süresini kısalttığı çeşitli araştırma sonuçlarına

dayanarak, öne sürülmektedir, örneğin, 1956'da 80 bin Amerikalı hekimde yapılan

bir araştırmada, ortalama yaşam süresinin radyasyonla çalışanlarda 60,5, radyasyonla

çalışmayanlarda 65.5 yıl olduğu; Japon bomba felaketzedelerinin ortalama yaşam

sürelerinin diğer Japonlara kıyasla çok daha kısa olduğu belirlenmiştir.t1)

c) İlk gelişme safhasında, cenin, radyasyona karşı çok duyarlıdır, özellikle, hamile

bir kadının tedavi dozlarında radyasyona maruz kalması halinde, ölü doğum ya da

anormal bir çocuğu doğurma olasılığı çok yüksektir. Yine ana rahminde radyasyon alma,

daha sonraki yıllarda kansere yakalanma riskini artırabilir.

Bu etkilerin yanı sıra, doğurganlığı azaltması, gözde katarakt meydana getirmesi

gibi etkileri de vardır.

Radyasyonun Genetik Etkileri

Üreme hücrelerinin ışınlanmasıyla ilişkili olan

genetik etkiler, daha sonraki kuşaklarda çok önemsiz etkilerden, ölüme neden olabilecek

anormalliklere kadar değişebilir. Tam olarak, etki mekanizması bilinmemektedir.

Tüm bunlara ek olarak, sindirim ve solunum yolu ile vücuda giren bazı radyoaktif

maddelerin de sağlığa önemli ölçüde zararlı etkileri vardır, özellikle, Çernobil kazası

sonrası gündeme gelen bu etkiler arasında en önemlileri, bu yolla olanlardı. Bu maddeler

arasında en önemlileri; Cesiüm 137 (kaşlar, dalak ve karaciğerde birikmeye eğilimli,

yarı ömrü 30 yıl) İyot 131 (tiroid bezinde yoğunlaşır, bu bezde tümör yapabilir, yarı

ömrü 8 gün), Krypton 85 (lösemi ve lenf bezi kanserlerine neden olabilir, yarı ömrü 10

yıl), Baryum 140 (kemikte yoğunlaşır, kemik kanserlerine yol açabilir, yarı ömrü 13

gün), Stronstum 90'dır (kemikte oturur, kemik tümörlerine neden olabilir, yarı ömrü

28 yıl).

Örnek olaylar

Tüm bunları sıraladıktan sonra, Çernobif kazası benzeri, çevrede uzun süre etki

yapan örnekleri incelemekte yarar var. Çünkü, radyasyonun akut etkileri hemen hemen

bilindiği için, bu konuda çok fazla spekülasyon yapma olanağı yok. Etkiler kısa sürede

gözle görülebiliyor. Ancak, uzun süreli etkiler çeşitli olduğundan ve spesifik bir özellik

gösteremediğinden, bu konuda birbirine zıt savlar rahatlıkla ileri sürülebilmektedir. Dolayısıyla Çernobil kazası sonrası tartışmalara bir parça ışık tutabilmek amacı ile, benzeri kaza ve olayların sonrasında ortaya çıkan sağlık sorunlarını ve yapılan hesaplamaları

aktaracağız.

En bilinen örnek, Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılmasından sonra, hayatta

kalan 100.000 kişide löseminin ve diğer kanserlerin çok fazla artmasıdır. Halen,

Japonya'da kanser ölümleri normalin 2.4 katıdır J2) Bu sırada, 8-15 haftalık gebe kalan

kadınların çocuklarının hemen hemen tümü sakat doğmuştur J3)

Ayrıca, 1950-74 yılları arasında Atom bombası nedeniyle ölen 4339 kişi üzerinde

inceleme yapan Dr. Alice Stewart, bu kişilerin 2/3'ünün kanserden öldüğünü, bunun

da beklenen sayının yaklaşık 10 katı olduğunu belirtti.

Sternglass adlı bir bilim adamı da, 1969'da, atom bombası denemelerinin yaklaşık

375.000 Amerikan bebeğinin ölü doğum, düşük şeklinde telef olduğunu hesaplamıştı.

Andrei Sakharov ise, bir atom bombası atıldığında, çevreye saçılan radyoaktif

izotoplardan, sadece Carbon-14'ün bir milyon kişinin ölümünden sorumlu olacağını

ileri sürmüştür.

1954'de Bikini Mercan adalarında nükleer denemeler yapıldığında 10 yaşın altında

olanların % 77'sinde, on yıl sonra tiroid tümörü ortaya çıktı.

Ayrıca geçmişte yapılan nükleer silah denemelerinden dolayı radyoaktif maddelerle yüklenmiş toz bulutları, atmosferin yüksek tabakalarına ve stratosfere yerleşerek, radyoaktif yağışlar halinde yavaş yavaş yeryüzüne inmekte ve çevrenin, özellikle yüzeysel suların kirlenmesine sebep olmaktadır. 1960'lı yıllarda en yüksek seviyeye çıkmış olan radyoaktif yağışlarda, nükleer silah denemelerinin havada yapılmasının yasaklanması sonucu, 1970'li yıllardan sonra azalma görülmüştür.

gözde

gözde yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 12 saat önce peki buraya nasıl katılabiliriz.herhangi bir ücret ödememiz gereklimidir.

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 17 saat önce süper çıok ty

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 18 saat önce teşşekür ederim faydalı bir paylaşım

bulut

bulut yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 19 saat önce açık oturum bilimsel bir konu üzerinde aynı uzman kişiler tarafından yapılan tartışmalardır. panel ayrı meslek dallarında sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatır ispatlamaz

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 19 saat önce lütfen biriniz kaplunbağların yaşam döngüsünü yazsın

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 19 saat önce benim manzum öykü bulmam lazım yarına kadar lütfen yardım edinn

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 19 saat önce arkadaşlar1ar 10. sınıf ıçın coğrfya kıtabındakı sorunun tamamının cevavaplayan varmı

Ahmet/Stambol

Ahmet/Stambol yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 19 saat önce T.S.En sevdigim ve Kullandgim sayfalardan biri idi.

Maalesef son günlere kullanisligini yitirdi.

Nasil kelime verile biliyor nasil karsiliklari buluna biliniyor belirsiz??

Arzu ERDOĞAN

Arzu ERDOĞAN yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 22 saat önce sizi öncelikle çok içten dileklerimle tebrik etmek istiyorum...daha önce hiç bir kitabınızı okumamıştım...bu benim için sanıyorum büyük bir kayıp gibi görünse de en son yazmış olduğunuz 'Tanrı'nın doğum günü'adlı kitabınızı daha bitiremeden size ulaşmak istedim...tam da bazı şeyleri kendimce sorguladığım bir dönemde cevap olarak kitabınız bana bir rehber olma niteliği taşıyor...ilginçtir daha önce de belirttiğim gibi kitabı daha bitirmediğim gibi daha 66. sayfasındayım...buna rağmen bitirmeyi bekleyemedim...çünkü şimdiden başucu kitabım ilan ediyorum...bir gün bir yerde karşılaşmak ümidiyle...sevgiyle kalın.

celal

celal yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

41 gün, 22 saat önce beydebayı okudum çok güzel beydebayı kim eser olarak çıkardıysa onu tebrik ediyorum ama biliyorum o kesin ölmüştür çünkü nezaman eser edildiğini kimse bilmiyor allah rahmet eğlesin korkmasın eserini küçük düşürmüycez gözü arkada kalmasın hoşçakal

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

42 gün, 14 saat önce 1961-1 olarak askerliğimi adatape muhribinde yapmıştım ne günlerdi yaaa.... hatırladığım syn amiral caner bener ve ozamanlar binbaşıydı 2.komutanımız kemalgökberk astsubay ismail öndin ve hatırlayamadığım arkadaşlar bana gücenmesin herkese sonsuz selamlarımı iletiyorum AHMET HALUK ÜSTÜN

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

42 gün, 17 saat önce bilqilerr icin coq tesqürr xD!!

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

42 gün, 17 saat önce qüSell qüSell :d xD!!

sıla

sıla yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

42 gün, 22 saat önce bilgiler gayet kaliteli fakat daha açık ve geniş bi prosedüre uygun olcağına inanıyorum bilgiler için tsk.

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

43 gün, 15 saat önce özellikle maraş ilimizde sık rastlanılan bir isim olan ökkeş in aslı peygamberimizden diyet isteyerek nübüvvet mührünü öpen sahabe ukkaşe den gelmektedir ,zamanla ukkaşe ukkaş şekline dönmüş ve dahada sonra ökkeş halini almıştır

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 19 saat önce merhaba sevgili arkadaslar sizleri aramızda görmekten büyük bmutulul görktmekad asd dsa as

fdsaf

fdsaf yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 19 saat önce fdas fdsa fas fdsa fads fsda fdsa fdsa f

izmirli

izmirli yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 23 saat önce ben 5 kere kavakbaşıya geldim onların misafir berverliği cok ğuşuma gitti hele şeyh abdullah ailesine kavakbaşıya yaptığı herşeyden dolayı teşekür ediyorum kavakbaşının aşireti galiba şeyh abdullah ailesi yürütüyor ben sayın şeyhim şeyh ayetullah durguna selam yulluyorum herşey için teşekür ediyorum kavakbaşının şeyh lerine selam

istambullu

istambullu yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 23 saat önce sayın kavakbaşı belediyesi başkanımız şeyh ayetullah yaptığı çalışmalarından dolayı teprik ediyorum şeyh abdullah ailesine selem olsun

istambullu

istambullu yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 23 saat önce sayın kavakbaşı belediyesi başkanımız şeyh ayetullah yaptığı çalışmalarından dolayı teprik ediyorum şeyh abdullah ailesine selem olsun

şeyh

şeyh yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 23 saat önce kavakbaşı beldesi çok güzel bir köydür herkesin gezip görmesini istiyorum insanları çok iyidir kavakbaşı beldesinin heryeri çok güzeldir kavakbaşı köyü hayvancılıkla.toprakla güveçle (el sanatlarılyla) gecimini sürdürürler kavakbaşı aşireti şeyh abdullah aşireti tarafından sağlanır halende şeyh abdullahın torunları tarafından sağlanır ve belediyemiz korulduğundan buyune halende şeyhlerimiz tarafından yürütülür beldiye başkanımız şeyh ayetullah durguna köyün içinde yaptığı çalışmalarından dolayı sayın şeyhimizi teprik ediyorum kavakbaşının suyu çok güzeldir (gorıgenin) suyu çok güzeldir her kesin gezip gormesini istiyorum kavakbaşı doğasıyla isnanlarıyla sularıyla (kümbetiyle) harika biyerdir umarım gezip gorürsünüz şeyh abdullah ailesine ve onu sevenlere selam olsun

GAMLIHAZAN

GAMLIHAZAN yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 6 saat önce tavugunuzun dogurdugu bir yumurtayi alin herhangi bir yere birakin o yumurtadan tavuk veya civciv cikarmi? Kesinlikle hayir. Tabiki yumurtadan civciv olmasi icin gerken ISI kosullar yerine getirilirse cikar fakat yumurta tek basina asla civcivi cikaramaz. Horoz olmayan bir kümeste bir tavuk yumurta yapabilir. Tavuk dogurdugu yumurtaya kuluckaya yatmazsa o yumurtadan ne civciv cikar nede baska birsey cikar. Benim fikrim kesinlikle yumurta tavuktan cikar. Dikkat ediniz eylem tavuga aittir amelde yani yumurtlama isini tavuk yapar ve kuluckaya yatar.

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

46 gün, 8 saat önce İstanbul var İstanbul var. Avrupa yakası bitmiş hayat felç yaşayan insan içindeki insan görümlülerden bıkmış. Ama bir kuzguncuk, bir sarıyer, bir anadolu hisarı.. Alsana eski türk filmleri. Huzur, mutluluk, yaşam.. Sonra dön geriye, Mutsuzluğun pençesine.

gesili

gesili yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

47 gün, 10 saat önce yem olarak herhangi bir balik kullanila bilir kibrit copu uzunlkugunda balik dilimleri ,pasta renklendiricisi kirmizi renkli meyve rengine batirilir ve zargana topu ve olta duzenegi genellikle 10 luk capraz igne kullanilir,su yuzeyine yakin avlanan zargana genelde 80 ,300 cm derinliklerde bulunur

tekin ertürk

tekin ertürk yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

47 gün, 10 saat önce köy üç mahaleden oluşmaktadır ayrıca üç tane okula birlikte tam donanımlı hastane ayrıca su şebekeside mevcut kimler tarafında dikilmiş takriben 6 hektar ormanlık alan bulunmaktadır köy mayıs haziran aylarında yaeşil bir örtüye benzer ve yeşilikler içinde bulunan renga reng çiçekler ayrı bir güzelik katıyor ahta

dağları ve hayal dağı eteklerinde bulunan köy verimli arazileri ve ve kanak sularıyla çevre köler tarafında çokça özenilmektendir

Bu Yorumu Rapor Et

47 gün, 10 saat önce Cahiliye döneminde ki uygulama,günümüzde ki tefeciliğin tam karşıtıdır.(Meselâ,Peygamberimiz (SAV) in amcası Hz.Abbas (R.A),bir tefeciydi.Veda haccında Peygamber Efendimiz buna temas etmiştir.)Bu sebeble, haram olan RİBA nın Türkçe karşılığı banka faizi değil;tefeciliktir.Banka faizinin "haram" olduğu konusunda müslümanlar aldatılıyorlar.Bu yüzden büyük zarara uğruyorlar...100 bin T.L parası olan bir kişinin ev satın alarak 500 T.L. ye kiraya vermesiyle;bunu kârlı görmeyen başka bir kişinin aynı miktarda ki parayı bankaya yatırarak (ekonominin hizmetine-kiraya vererek ) 800 T.L faiz alması arasında ki farkı ekonomistler ile din adamları bir araya gelerek tartışmalıdırlar.Yatırımlar için banka güvenilir bir havuz görevi üstleniyor.Bununla beraber,aylık rayiç faiz oranı %1 iken kredi kartı faizlerine aylık %3.5 faiz uygulanmasını da TEFECİLİK kabul ederim.Bu tür bir uygulamanın HARAM olduğu kanaatindeyim.Başka bir husus,enflasyon..Ekonomide ki belirsizlikler.Ve bunların getirdiği çeşitli RİSKLER.Batan bankalar.vs.vs..Cepte,kasada en küçük bir nakit paranın olmaması kanaatindeyim.Para,mutlaka bankada olmalıdır.Tabii,güvenilir bir bankada.

kardelen

kardelen yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

47 gün, 10 saat önce turkler ve TURKIYE buyuktur ! hizla kirlenen bu dunyada gercekten turkluk adina mucadele veren herkes kahramandir !ATATURKTE boyle badirelerle cok ugrasti ve dediki ''icerideki dusman !disaridakilerden daha tehlikelidir ! ALLAH turku korusun ve dunya huzur bulsun !

Misafir

Misafir yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

47 gün, 10 saat önce kirlar koyu nun suanki muhtari harun butun olup koyumuzde bir cok faliyet gotermekteder eskiye bakarak harun butun bir cok gecmis muhtarlar dan daha iyi muhtarlik yapmakta en azindan kedi cikarini dusun meyen bir muhtar

derya

derya yorumu

Bu Yorumu Rapor Et

47 gün, 11 saat önce Anaksagaros:Milattan önce 5. Yüzyılda yaşamış olan Yunanlı filozof.

Elea Okulu'nun görüşlerinden etkilenen Anaksagoras, Parmenides'in ezeli-ebedi ve değişmez varlık ögretisiyle, dış dünyada gözlemlenen çokluk ve değişmenin bir sentezini yapmaya çalismistir. Bu amaçla, varlığın temeline, arkhe olarak, ezeli-ebedi, değişmez ve nitelik bakımından aynı olan sonsuz sayıda tohumu (homoiemer) yerleştirmiş ve herşeyi bu tohumların dağılımı ve birleşimiyle açıklamıştır. Varlığın temeli, ona göre, başlangıçta herşeyin herşeyde bulunduğu, sonsuz sayıdaki tohumu içeren bir bütündür.

Fakat Anaksagoras'a göre, madde kendi kendisini hareket ettiremez. Maddenin, tohumların hareketi için bir dış güce, hareket ettirici bir nedene ihtiyaç vardır. Bu güç, akıl ya da zihin anlamına gelen Nous'tur. Anaksagoras varlığı açıklamak için, maddi nedenlere ek olarak, fail nedene ve ayrıca final nedene gerek duyulduğunu düşünür. Zira ona göre, evrende bir düzen ve uyum vardır. Bu düzen ve uyumdan da Nous sorumludur. Çünkü Nous, ilk maddeleri bir amaca göre düzenlemiş, bir amaca göre hareket ettirmiştir.

__________________

-

  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • Bu Yorumu Rapor Et

    47 gün, 11 saat önce çok sağolun türkçe bilgi gerçekten birçok konuda işimi görüyor.ayrıca bir ayrıntı da war siyah ve beyaz bir renk değildir.onlar açıcı ve kapatıcıdır..

    Mustafa ATLI

    Mustafa ATLI yorumu

    Bu Yorumu Rapor Et

    47 gün, 11 saat önce İstemedikleri halde yurtlarından kopartılan ve Osmanlıya sığınmak zorunda kalan halkımız bu topraklara geldiği andan itibaren çok uzun yıllar kendini kabul ettirme mücadelesi vermiş ve bu arada birçok evladını kendilerine yabancı bu topraklarda kaybetmiştir.

    Arpacı Karaçay köyünün kurulması da birçok zorluklar sonrası verilen kayıplarla gerçekleşmiştir. Her ne kadar ilk gelenlerin kafalarındaki düşünceler bir şekilde anayurda dönmek şeklinde ise de (Rusya'da ki komünist ihtilale kadar) bu topraklarda yitip yok olma tehlikesine karşı kendi varlıklarını devam ettirmek amacıyla devamlı bir arayış içine girmişlerdir. Arayışın adı halkın yapısına uygun bir yurtluk bulma arayışıdır.

    Bu arayış Samsun şehrinden başlayarak köyün bugün bulunduğu Deveci Dağı eteklerine kadar sürmüştür. Samsun-Amasya güzergahından Tokat sınırlarına doğru süren arayış iklim koşullarının Tawlu bir halka uygun olmamasından dolayı devam etmek zorunda kalmış. Söylenenlere göre Suluova (Amasya), Kazova (Tokat), Çamlıbel Çiftliği (Tokat) ve hatta Antalya civarından teklif edilen yurtluklar hep iklim şartları nedeni ile reddedilmiş.

    Samsun gibi Karadeniz kıyısında ki bir liman şehrinden ve Antalya gibi bir turizm cennetinden verilecek arazilerin kabul edilmemesi bugünün şartlarında akla pek uygun gelmiyor ancak göçteki şartların göz önünde tutarsak Mingitaw'ın kalbinden çıkıp gelmiş bu halkın adı geçen yerlerde kırılıp yok olma tehlikelerini açıkça anlayabiliriz. Zaten tıka basa doldurulmuş gemilerle gelen halk yolda mevcudunun yarıya yakınını Karadeniz'in kapkara sularına gömmek zorunda kalmış. Karada ise her konaklama noktasında çeşitli bulaşıcı hastalıklarla mücadele eden Karaçaylar, anayurdu terk ettikleri andaki mevcutlarından bugünkü köye vardıklarında oldukça uzaktırlar.

    Yazılı kayıtlardan yoksun olmamıza rağmen bu acı göçün ağızdan ağıza anlatılmasıyla bugün Arpaçı hakkında bazı bilgilere sahibiz.Ben de köyün tarihini öğrenebileceğime inandığım anneanneme ve dedeme giderek sordum: Bizim köyümüz ne zaman ve nasıl kuruldu?

    Biraz düşünen anneannem 1303 de beri ötgendile. diye sözlerine başladı, bunu annesinin halaları söylüyorlarmış.Daha sonra anneannem önemli bir ipucu söylüyor, ben de bu ipucu sayesinde kesin geliş tarihlerini saptamaya çalışıyorum.Anneannemin anneannesi göçten bir yıl sonra Türkiye de dünyaya gelmiş. 15-16 yaşlarında evlenip,16-17 'sinde anneannemin annesi Emine yi kucağın almış.Emine 1990 da 85 yaşında vefat ettiğine göre küçük bir hesapla bizimkilerin buraya 1888 yılında geldiklerini anlıyorum. Tarih konusunda yapılan diğer iddiaların açıklamasını da dayım Bilal Selkaya anlatıyor; 1878 den itibaren 15 yıl süren bir göç dalgası olmuş, bizimkiler ise üç ayrı kafile halinde farklı zamanlarda gelmişler.

    Böylece tarihi tespit ettikten sonra geldikleri yeri soruyorum. Çıkış yerlerinin Hurzuk, Üçköken ve Kartcurt olduğunu anlıyorum. Ve yine Gilaş dedikleri bir mesire ve bayram yerlerinin adının hala unutulmadığını görüyorum.

    İlk gelenler kimlerdi diye küçük bir soru sorduğumda ise aldığım cevap çok çok büyük oluyor ve köyün soy ağacını yavaş yavaş ortaya çıkarıyoruz. Anneannem şimdi çevremdeki arkadaşlarımın dedelerini bir bir sayarak en son olarak ;işte bu adam oradan gelmiş diyor ve böylece ilk gelenler yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Amasya ve Tokat'ta ki konaklama yerlerinde kafileden kopmalar olduğu kesindir. En son Alpudere köyünde ki Alpudere Boğazı civarından ayrılan kafile burada küçük bir mezarlık bırakarak Tekke köyüne göçmüştür. Bu andan itibaren Tekke köyü ile günümüze kadar süregelen anlaşmazlıklar başlamıştır. Burada ve daha öncesinde kafileden ayrılan bazı sülaleler değişik yerlere en çokta Sivas-Emirler köyüne göç etmişler. Tekkelilerin tüm itirazlarına rağmen Aciladan Abuçay ve kardeşi Geriy Hacı önderliğinde ki kafile bugünkü Arpacı Karaçay köyüne yerleşmişler, ilk önce çalmanlar da yaşayan halk daha sonra kendi evlerini inşaya başlamışlar. Abuçay ve Geriy Hacı'nın oğulları Huşturay, Basiyat ve Gumay ile Huşturay'ın beş, Basiyat'ın beş ve Gumay'ın iki oğlu olmak üzere Arpacı Karaçay Köyü kurulmuştur. Huşturay bir kızı Culduzhan'ı o vakitler Zile ilçesinin en zengin ve ileri gelenlerinden olan Hacı adlı biri ile evlendirir. Bu şahıs sayesinde o zamanlar ip kayıt dedikleri beş adet, köyün ilk tapularını alırlar. Değişik zamanlarda değişik yerlere gidip oralarda barınamayan Mamaları, Ezmuratları, Orusları, Atlıları ve Tuğganları sülaleleri de A. Karaçay köyüne gelerek yerleşmişlerdir.

    Kafkasya'dan gelen ilk şahıslar olarak Aciyladan Abuçay kardeşi Geriy Hacı, oğulları Cumuk, Gandav, Huşturay, Basiyat, Gumay ve onların on iki oğlu, yine Aciyladan Küçük ile oğulları Cambolat ve Daday, Kobaladan Mahay Hoca ve kardeşi Tokçuk ile babaları Bekmırza, Kobanladan Aliy, Tokmak, Kudent, oğulları Abuştay, Comala ve yine Kobanladan Zulkarnay, Orusladan Hasan (hanımı Şama Han) Ezmuratladan Domala, Tramladan Kazanlı Osman, Koçgarladan Tawmırza, Karamırzaladan Kaysımbiy, Mamaladan Tuğgan, Küçükladan Hamitbiy, Aliyladan Kumgaliy Hacı ve oğlu Zekeriyya ve yine Kobanladan Askerbiy isimlerini sayabiliriz.

    Daha önceki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bu isimler ve tukhumlar köye aynı anda gelmemiş, bunların farklı zamanlarda köye yerleşmesi ile bugün ki A. Karaçay köyü ortaya çıkmıştır. Şu anda köyümüz Tokat'ın Sulusaray ilçesine bağlı olup köyde kırk hane yaşamaktadır. Köyden değişik zamanlarda Turhal, Zile,Tokat, İstanbul, İzmir, Ankara ve yurt dışında Almanya, Fransa ve Hollanda'ya göçler yaşanmıştır. Bu göçten en büyük payı Tokat'ın Turhal ilçesi almıştır.Halen burada yüz elli hane yaşamaktadır.Diğerleriyle beraberyaklaşık beş yüz hane olabileceği tahmin edilmektedir.



    Hazırlayan : Fatih YAPICI,( KOBAN )

    wwwxxx

    wwwxxx yorumu

    Bu Yorumu Rapor Et

    47 gün, 11 saat önce güzel ama optik elektirik manyetizma falan yok

    Berk 15

    Berk 15 yorumu

    Bu Yorumu Rapor Et

    47 gün, 12 saat önce Türkiye sınırları dışında akan akarsular nelerdir? Ya da nerden ulaşabilirim ? Bu sitede varmı cevaplarınızı bekliyorum

    Misafir

    Misafir yorumu

    Bu Yorumu Rapor Et

    Turkcebilgi Adresi: Yorumlar

    Turkcebilgi.com ve alt portallarında ve diğer servis sayfalarında yer alan tüm bilgiler, resimler, dokümanlar, haritalar, video görüntüleri ve diğer kaynaklar bilgilendirme ve eğlence amaçlıdır. Sitemizde yer alan bu bilgiler, doğru, güncel ve tam olarak düşünülmemelidir. Hukuki yada tıbbi açıdan yada diğer uzmanlık gerektiren hizmetlerden biri tarafından verilen, danışmanlık yada tavsiye niteliğindeki bilgiler ile bir tutulmamalıdır.

    Bu sitede yer alan makalelerin, yazıların ve yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Telif hakkı ihlali yapıldığını düşündüğünüz sayfayı iletişim linkini kullanarak site editörlerine iletebilirsiniz.

    stat