Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
31 gün, 12 saat önce
Nahçivandan dolayı Türkiye, Azerbaycan ile komşudur. Türkiye 8 ülke ile komşudur. Bunlar: KKTC, Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan (Nahçivan), Ermenistan ve Gürcistan'dır.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
35 gün, 9 saat önce
Karaçökek Köyü kuruluşu ile ilgili bir yanlışlığı düzeltme gereğini hissettim ,Köyün kuruluş tarihi ve kurucusu 1876 yılında Kafkasya'dan göç eden Atrışba Kuban Mustaf'tır .Mezarı halen Karaçökek köyündedir ,. bilgini düzeltilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
36 gün, 14 saat önce
zahar- gümüşhane bölgesinde belki belkide manasında ama Türkçemi ne ce bilinmiyo örneyin eve gelecekti zahar,birlikte yiyecek zahar
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
39 gün, 19 saat önce
Arkadaslar +90 posta kodu değil Türkiye telefon kodudur. Posta kodu değildir. Bir kaç sitede böyle yanıltıcı bilgiler gördüm belirtmek isterim.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
40 gün, 17 saat önce
Fiyatlarınıda belirtseydiniz daha hoş olacaktı. Plazmaların fiyatları daha uygun oluyor ancak benim bu sıralarda mağazalarda gözlemlediğim plazma tvler pek görünmüyor ortalıkta daha çok lcd hatta ondanda çok led tvler meydanda. Birde plazmaların ışığın yoğun olduğu yerlerde parlaklığı yada ekranın canlılığının kaybolduğu gibi bir kötü yanıda var. Aslında plazmanın fiyatına aldanıpta lcd den vaz geçmek yanlış olur gibi.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
40 gün, 19 saat önce
Radyasyonun zararları genellikle zamanla ortaya çıkan bir etki olup, ani etki ancak atom bombalarının yol açtığı ölümler ve yüksek radyasyondaki yanmalar şeklinde kendini göstermektedir.
Radyasyonun etkisi konusunda, radyasyonun şiddeti, tipi, verildiği süre
vb. özellikler ile radyasyona maruz kalan biyolojik yapının özellikleri etkileyicidir.
Bu çerçevede, biyolojik yapının radyasyonla etkileşimi sonucu, somatik ve genetik diye
sınıflandırabileceğimiz iki tür etki ortaya çıkar:
A) Radyasyon Somatik Etkileri
Maruz kalınan toplam radyasyon dozu, bu dozun
alındığı süre, vücudun ışınlanan bölgesi ile paralel olarak değişebilen bu etkiler,
akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılabilir.
1. Akut etkiler
Kanda geçici hafif değişikliklerden ani ölüme kadar değişebilir.
Ayrıca, organlar ve sistemler düzeyinde sıralayacak olursak, deride kızarıklık, saç ve
kıllarda dökülme, geçici veya sürekli kısırlık; bulantı, ishal ve kusma, kansızlık, vb. sayılabilir.
Temel olarak, akut radyasyon etkileri kısa süreli olup, en geç bir ay sonra ortaya
çıkabilir.
2. Kronik etkiler
Bir kez veya yinelenen radyasyon durumlarından uzun bir süre
sonra ortaya çıkabilen etkilerdir. Bu etkiler kanser, yaşam süresinin kısalması, cenin ve
gelişmesi üzerindeki etkilerdir.
a) Kanserleşme etkisi: Radyasyon, hemen hemen bütün dozlarda ve bütün dokulardan
tümörlerin oluşmasına yol açabilir, ancak bazı tip tümörler, diğerlerine oranla
daha yaygın görülürler. Genellikle sık bölünen hücrelerden oluşan doku ve organlar, bu
konuda daha elverişlidirler. Radyasyonun kansere neden olduğu, genellikle deneysel
hayvan çalışmaları ve bazı gözlem ve epidemiyolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkarılabilmiştir.
özellikle radyasyonla çalışanlarda daha çok meydana gelen deri kanserleri; yine
radyasyonla çalışanlar, atom bombası felaketzedeleri, çeşitli nedenlerle X ışını ile tedavi
edilenler, Bikini Marshall adalarında yapılan nükleer denemelerden etkilenenlerde
ortaya çıkan lösemiler; tiroid tümörleri; akciğer tümörleri ve kemik tümörleri radyasyonun
neden olduğu tümörler arasında en önemlileridir.
b) Yaşam süresi (Anlık ölümler değil)
Radyasyona maruz kalmanın yaşam süresini kısalttığı çeşitli araştırma sonuçlarına
dayanarak, öne sürülmektedir, örneğin, 1956'da 80 bin Amerikalı hekimde yapılan
bir araştırmada, ortalama yaşam süresinin radyasyonla çalışanlarda 60,5, radyasyonla
çalışmayanlarda 65.5 yıl olduğu; Japon bomba felaketzedelerinin ortalama yaşam
sürelerinin diğer Japonlara kıyasla çok daha kısa olduğu belirlenmiştir.t1)
c) İlk gelişme safhasında, cenin, radyasyona karşı çok duyarlıdır, özellikle, hamile
bir kadının tedavi dozlarında radyasyona maruz kalması halinde, ölü doğum ya da
anormal bir çocuğu doğurma olasılığı çok yüksektir. Yine ana rahminde radyasyon alma,
daha sonraki yıllarda kansere yakalanma riskini artırabilir.
Bu etkilerin yanı sıra, doğurganlığı azaltması, gözde katarakt meydana getirmesi
gibi etkileri de vardır.
Radyasyonun Genetik Etkileri
Üreme hücrelerinin ışınlanmasıyla ilişkili olan
genetik etkiler, daha sonraki kuşaklarda çok önemsiz etkilerden, ölüme neden olabilecek
anormalliklere kadar değişebilir. Tam olarak, etki mekanizması bilinmemektedir.
Tüm bunlara ek olarak, sindirim ve solunum yolu ile vücuda giren bazı radyoaktif
maddelerin de sağlığa önemli ölçüde zararlı etkileri vardır, özellikle, Çernobil kazası
sonrası gündeme gelen bu etkiler arasında en önemlileri, bu yolla olanlardı. Bu maddeler
arasında en önemlileri; Cesiüm 137 (kaşlar, dalak ve karaciğerde birikmeye eğilimli,
yarı ömrü 30 yıl) İyot 131 (tiroid bezinde yoğunlaşır, bu bezde tümör yapabilir, yarı
ömrü 8 gün), Krypton 85 (lösemi ve lenf bezi kanserlerine neden olabilir, yarı ömrü 10
yıl), Baryum 140 (kemikte yoğunlaşır, kemik kanserlerine yol açabilir, yarı ömrü 13
gün), Stronstum 90'dır (kemikte oturur, kemik tümörlerine neden olabilir, yarı ömrü
28 yıl).
Örnek olaylar
Tüm bunları sıraladıktan sonra, Çernobif kazası benzeri, çevrede uzun süre etki
yapan örnekleri incelemekte yarar var. Çünkü, radyasyonun akut etkileri hemen hemen
bilindiği için, bu konuda çok fazla spekülasyon yapma olanağı yok. Etkiler kısa sürede
gözle görülebiliyor. Ancak, uzun süreli etkiler çeşitli olduğundan ve spesifik bir özellik
gösteremediğinden, bu konuda birbirine zıt savlar rahatlıkla ileri sürülebilmektedir. Dolayısıyla Çernobil kazası sonrası tartışmalara bir parça ışık tutabilmek amacı ile, benzeri kaza ve olayların sonrasında ortaya çıkan sağlık sorunlarını ve yapılan hesaplamaları
aktaracağız.
En bilinen örnek, Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılmasından sonra, hayatta
kalan 100.000 kişide löseminin ve diğer kanserlerin çok fazla artmasıdır. Halen,
Japonya'da kanser ölümleri normalin 2.4 katıdır J2) Bu sırada, 8-15 haftalık gebe kalan
kadınların çocuklarının hemen hemen tümü sakat doğmuştur J3)
Ayrıca, 1950-74 yılları arasında Atom bombası nedeniyle ölen 4339 kişi üzerinde
inceleme yapan Dr. Alice Stewart, bu kişilerin 2/3'ünün kanserden öldüğünü, bunun
da beklenen sayının yaklaşık 10 katı olduğunu belirtti.
Sternglass adlı bir bilim adamı da, 1969'da, atom bombası denemelerinin yaklaşık
375.000 Amerikan bebeğinin ölü doğum, düşük şeklinde telef olduğunu hesaplamıştı.
Andrei Sakharov ise, bir atom bombası atıldığında, çevreye saçılan radyoaktif
izotoplardan, sadece Carbon-14'ün bir milyon kişinin ölümünden sorumlu olacağını
ileri sürmüştür.
1954'de Bikini Mercan adalarında nükleer denemeler yapıldığında 10 yaşın altında
olanların % 77'sinde, on yıl sonra tiroid tümörü ortaya çıktı.
Ayrıca geçmişte yapılan nükleer silah denemelerinden dolayı radyoaktif maddelerle yüklenmiş toz bulutları, atmosferin yüksek tabakalarına ve stratosfere yerleşerek, radyoaktif yağışlar halinde yavaş yavaş yeryüzüne inmekte ve çevrenin, özellikle yüzeysel suların kirlenmesine sebep olmaktadır. 1960'lı yıllarda en yüksek seviyeye çıkmış olan radyoaktif yağışlarda, nükleer silah denemelerinin havada yapılmasının yasaklanması sonucu, 1970'li yıllardan sonra azalma görülmüştür.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
41 gün, 19 saat önce
açık oturum bilimsel bir konu üzerinde aynı uzman kişiler tarafından yapılan tartışmalardır. panel ayrı meslek dallarında sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatır ispatlamaz
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
41 gün, 22 saat önce
sizi öncelikle çok içten dileklerimle tebrik etmek istiyorum...daha önce hiç bir kitabınızı okumamıştım...bu benim için sanıyorum büyük bir kayıp gibi görünse de en son yazmış olduğunuz 'Tanrı'nın doğum günü'adlı kitabınızı daha bitiremeden size ulaşmak istedim...tam da bazı şeyleri kendimce sorguladığım bir dönemde cevap olarak kitabınız bana bir rehber olma niteliği taşıyor...ilginçtir daha önce de belirttiğim gibi kitabı daha bitirmediğim gibi daha 66. sayfasındayım...buna rağmen bitirmeyi bekleyemedim...çünkü şimdiden başucu kitabım ilan ediyorum...bir gün bir yerde karşılaşmak ümidiyle...sevgiyle kalın.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
41 gün, 22 saat önce
beydebayı okudum çok güzel beydebayı kim eser olarak çıkardıysa onu tebrik ediyorum ama biliyorum o kesin ölmüştür çünkü nezaman eser edildiğini kimse bilmiyor allah rahmet eğlesin korkmasın eserini küçük düşürmüycez gözü arkada kalmasın hoşçakal
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
42 gün, 14 saat önce
1961-1 olarak askerliğimi adatape muhribinde yapmıştım ne günlerdi yaaa.... hatırladığım syn amiral caner bener ve ozamanlar binbaşıydı 2.komutanımız kemalgökberk astsubay ismail öndin ve hatırlayamadığım arkadaşlar bana gücenmesin herkese sonsuz selamlarımı iletiyorum AHMET HALUK ÜSTÜN
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
43 gün, 15 saat önce
özellikle maraş ilimizde sık rastlanılan bir isim olan ökkeş in aslı peygamberimizden diyet isteyerek nübüvvet mührünü öpen sahabe ukkaşe den gelmektedir ,zamanla ukkaşe ukkaş şekline dönmüş ve dahada sonra ökkeş halini almıştır
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
46 gün, 23 saat önce
ben 5 kere kavakbaşıya geldim onların misafir berverliği cok ğuşuma gitti hele şeyh abdullah ailesine kavakbaşıya yaptığı herşeyden dolayı teşekür ediyorum kavakbaşının aşireti galiba şeyh abdullah ailesi yürütüyor ben sayın şeyhim şeyh ayetullah durguna selam yulluyorum herşey için teşekür ediyorum kavakbaşının şeyh lerine selam
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
46 gün, 23 saat önce
sayın kavakbaşı belediyesi başkanımız şeyh ayetullah yaptığı çalışmalarından dolayı teprik ediyorum şeyh abdullah ailesine selem olsun
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
46 gün, 23 saat önce
sayın kavakbaşı belediyesi başkanımız şeyh ayetullah yaptığı çalışmalarından dolayı teprik ediyorum şeyh abdullah ailesine selem olsun
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
46 gün, 23 saat önce
kavakbaşı beldesi çok güzel bir köydür herkesin gezip görmesini istiyorum insanları çok iyidir kavakbaşı beldesinin heryeri çok güzeldir kavakbaşı köyü hayvancılıkla.toprakla güveçle (el sanatlarılyla) gecimini sürdürürler kavakbaşı aşireti şeyh abdullah aşireti tarafından sağlanır halende şeyh abdullahın torunları tarafından sağlanır ve belediyemiz korulduğundan buyune halende şeyhlerimiz tarafından yürütülür beldiye başkanımız şeyh ayetullah durguna köyün içinde yaptığı çalışmalarından dolayı sayın şeyhimizi teprik ediyorum kavakbaşının suyu çok güzeldir (gorıgenin) suyu çok güzeldir her kesin gezip gormesini istiyorum kavakbaşı doğasıyla isnanlarıyla sularıyla (kümbetiyle) harika biyerdir umarım gezip gorürsünüz şeyh abdullah ailesine ve onu sevenlere selam olsun
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
46 gün, 6 saat önce
tavugunuzun dogurdugu bir yumurtayi alin herhangi bir yere birakin o yumurtadan tavuk veya civciv cikarmi? Kesinlikle hayir. Tabiki yumurtadan civciv olmasi icin gerken ISI kosullar yerine getirilirse cikar fakat yumurta tek basina asla civcivi cikaramaz. Horoz olmayan bir kümeste bir tavuk yumurta yapabilir. Tavuk dogurdugu yumurtaya kuluckaya yatmazsa o yumurtadan ne civciv cikar nede baska birsey cikar. Benim fikrim kesinlikle yumurta tavuktan cikar. Dikkat ediniz eylem tavuga aittir amelde yani yumurtlama isini tavuk yapar ve kuluckaya yatar.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
46 gün, 8 saat önce
İstanbul var İstanbul var. Avrupa yakası bitmiş hayat felç yaşayan insan içindeki insan görümlülerden bıkmış. Ama bir kuzguncuk, bir sarıyer, bir anadolu hisarı.. Alsana eski türk filmleri. Huzur, mutluluk, yaşam.. Sonra dön geriye, Mutsuzluğun pençesine.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 10 saat önce
yem olarak herhangi bir balik kullanila bilir kibrit copu uzunlkugunda balik dilimleri ,pasta renklendiricisi kirmizi renkli meyve rengine batirilir ve zargana topu ve olta duzenegi genellikle 10 luk capraz igne kullanilir,su yuzeyine yakin avlanan zargana genelde 80 ,300 cm derinliklerde bulunur
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 10 saat önce
köy üç mahaleden oluşmaktadır ayrıca üç tane okula birlikte tam donanımlı hastane ayrıca su şebekeside mevcut kimler tarafında dikilmiş takriben 6 hektar ormanlık alan bulunmaktadır köy mayıs haziran aylarında yaeşil bir örtüye benzer ve yeşilikler içinde bulunan renga reng çiçekler ayrı bir güzelik katıyor ahta
dağları
ve hayal dağı eteklerinde bulunan köy verimli arazileri ve ve kanak sularıyla çevre köler tarafında çokça özenilmektendir
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 10 saat önce
Cahiliye döneminde ki uygulama,günümüzde ki tefeciliğin tam karşıtıdır.(Meselâ,Peygamberimiz (SAV) in amcası Hz.Abbas (R.A),bir tefeciydi.Veda haccında Peygamber Efendimiz buna temas etmiştir.)Bu sebeble,
haram olan RİBA nın Türkçe karşılığı banka faizi değil;tefeciliktir.Banka faizinin "haram" olduğu konusunda müslümanlar aldatılıyorlar.Bu yüzden büyük zarara uğruyorlar...100 bin T.L parası olan bir kişinin ev satın alarak 500 T.L. ye kiraya vermesiyle;bunu kârlı görmeyen başka bir kişinin aynı miktarda ki parayı bankaya yatırarak (ekonominin hizmetine-kiraya vererek ) 800 T.L faiz alması arasında ki farkı ekonomistler ile din adamları bir araya gelerek tartışmalıdırlar.Yatırımlar için banka güvenilir bir havuz görevi üstleniyor.Bununla beraber,aylık rayiç faiz oranı %1 iken kredi kartı faizlerine aylık %3.5 faiz uygulanmasını da TEFECİLİK kabul ederim.Bu tür bir uygulamanın HARAM olduğu kanaatindeyim.Başka bir husus,enflasyon..Ekonomide ki belirsizlikler.Ve bunların getirdiği çeşitli RİSKLER.Batan bankalar.vs.vs..Cepte,kasada en küçük bir nakit paranın olmaması kanaatindeyim.Para,mutlaka bankada olmalıdır.Tabii,güvenilir bir bankada.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 10 saat önce
turkler ve TURKIYE buyuktur ! hizla kirlenen bu dunyada gercekten turkluk adina mucadele veren herkes kahramandir !ATATURKTE boyle badirelerle cok ugrasti ve dediki ''icerideki dusman !disaridakilerden daha tehlikelidir ! ALLAH turku korusun ve dunya huzur bulsun !
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 10 saat önce
kirlar koyu nun suanki muhtari harun butun olup koyumuzde bir cok faliyet gotermekteder eskiye bakarak harun butun bir cok gecmis muhtarlar dan daha iyi muhtarlik yapmakta en azindan kedi cikarini dusun meyen bir muhtar
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 11 saat önce
Anaksagaros:Milattan önce 5. Yüzyılda yaşamış olan Yunanlı filozof.
Elea Okulu'nun görüşlerinden etkilenen Anaksagoras, Parmenides'in ezeli-ebedi ve değişmez varlık ögretisiyle, dış dünyada gözlemlenen çokluk ve değişmenin bir sentezini yapmaya çalismistir. Bu amaçla, varlığın temeline, arkhe olarak, ezeli-ebedi, değişmez ve nitelik bakımından aynı olan sonsuz sayıda tohumu (homoiemer) yerleştirmiş ve herşeyi bu tohumların dağılımı ve birleşimiyle açıklamıştır. Varlığın temeli, ona göre, başlangıçta herşeyin herşeyde bulunduğu, sonsuz sayıdaki tohumu içeren bir bütündür.
Fakat Anaksagoras'a göre, madde kendi kendisini hareket ettiremez. Maddenin, tohumların hareketi için bir dış güce, hareket ettirici bir nedene ihtiyaç vardır. Bu güç, akıl ya da zihin anlamına gelen Nous'tur. Anaksagoras varlığı açıklamak için, maddi nedenlere ek olarak, fail nedene ve ayrıca final nedene gerek duyulduğunu düşünür. Zira ona göre, evrende bir düzen ve uyum vardır. Bu düzen ve uyumdan da Nous sorumludur. Çünkü Nous, ilk maddeleri bir amaca göre düzenlemiş, bir amaca göre hareket ettirmiştir.
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 11 saat önce
çok sağolun türkçe bilgi gerçekten birçok konuda işimi görüyor.ayrıca bir ayrıntı da war siyah ve beyaz bir renk değildir.onlar açıcı ve kapatıcıdır..
Bu Yorumu Rapor EtBu yorum uygunsuz olarak işaretlendiği için yayından kaldırıldı.
47 gün, 11 saat önce
İstemedikleri halde yurtlarından kopartılan ve Osmanlıya sığınmak zorunda kalan halkımız bu topraklara geldiği andan itibaren çok uzun yıllar kendini kabul ettirme mücadelesi vermiş ve bu arada birçok evladını kendilerine yabancı bu topraklarda kaybetmiştir.
Arpacı Karaçay köyünün kurulması da birçok zorluklar sonrası verilen kayıplarla gerçekleşmiştir. Her ne kadar ilk gelenlerin kafalarındaki düşünceler bir şekilde anayurda dönmek şeklinde ise de (Rusya'da ki komünist ihtilale kadar) bu topraklarda yitip yok olma tehlikesine karşı kendi varlıklarını devam ettirmek amacıyla devamlı bir arayış içine girmişlerdir. Arayışın adı halkın yapısına uygun bir yurtluk bulma arayışıdır.
Bu arayış Samsun şehrinden başlayarak köyün bugün bulunduğu Deveci Dağı eteklerine kadar sürmüştür. Samsun-Amasya güzergahından Tokat sınırlarına doğru süren arayış iklim koşullarının Tawlu bir halka uygun olmamasından dolayı devam etmek zorunda kalmış. Söylenenlere göre Suluova (Amasya), Kazova (Tokat), Çamlıbel Çiftliği (Tokat) ve hatta Antalya civarından teklif edilen yurtluklar hep iklim şartları nedeni ile reddedilmiş.
Samsun gibi Karadeniz kıyısında ki bir liman şehrinden ve Antalya gibi bir turizm cennetinden verilecek arazilerin kabul edilmemesi bugünün şartlarında akla pek uygun gelmiyor ancak göçteki şartların göz önünde tutarsak Mingitaw'ın kalbinden çıkıp gelmiş bu halkın adı geçen yerlerde kırılıp yok olma tehlikelerini açıkça anlayabiliriz. Zaten tıka basa doldurulmuş gemilerle gelen halk yolda mevcudunun yarıya yakınını Karadeniz'in kapkara sularına gömmek zorunda kalmış. Karada ise her konaklama noktasında çeşitli bulaşıcı hastalıklarla mücadele eden Karaçaylar, anayurdu terk ettikleri andaki mevcutlarından bugünkü köye vardıklarında oldukça uzaktırlar.
Yazılı kayıtlardan yoksun olmamıza rağmen bu acı göçün ağızdan ağıza anlatılmasıyla bugün Arpaçı hakkında bazı bilgilere sahibiz.Ben de köyün tarihini öğrenebileceğime inandığım anneanneme ve dedeme giderek sordum: Bizim köyümüz ne zaman ve nasıl kuruldu?
Biraz düşünen anneannem 1303 de beri ötgendile. diye sözlerine başladı, bunu annesinin halaları söylüyorlarmış.Daha sonra anneannem önemli bir ipucu söylüyor, ben de bu ipucu sayesinde kesin geliş tarihlerini saptamaya çalışıyorum.Anneannemin anneannesi göçten bir yıl sonra Türkiye de dünyaya gelmiş. 15-16 yaşlarında evlenip,16-17 'sinde anneannemin annesi Emine yi kucağın almış.Emine 1990 da 85 yaşında vefat ettiğine göre küçük bir hesapla bizimkilerin buraya 1888 yılında geldiklerini anlıyorum. Tarih konusunda yapılan diğer iddiaların açıklamasını da dayım Bilal Selkaya anlatıyor; 1878 den itibaren 15 yıl süren bir göç dalgası olmuş, bizimkiler ise üç ayrı kafile halinde farklı zamanlarda gelmişler.
Böylece tarihi tespit ettikten sonra geldikleri yeri soruyorum. Çıkış yerlerinin Hurzuk, Üçköken ve Kartcurt olduğunu anlıyorum. Ve yine Gilaş dedikleri bir mesire ve bayram yerlerinin adının hala unutulmadığını görüyorum.
İlk gelenler kimlerdi diye küçük bir soru sorduğumda ise aldığım cevap çok çok büyük oluyor ve köyün soy ağacını yavaş yavaş ortaya çıkarıyoruz. Anneannem şimdi çevremdeki arkadaşlarımın dedelerini bir bir sayarak en son olarak ;işte bu adam oradan gelmiş diyor ve böylece ilk gelenler yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Amasya ve Tokat'ta ki konaklama yerlerinde kafileden kopmalar olduğu kesindir. En son Alpudere köyünde ki Alpudere Boğazı civarından ayrılan kafile burada küçük bir mezarlık bırakarak Tekke köyüne göçmüştür. Bu andan itibaren Tekke köyü ile günümüze kadar süregelen anlaşmazlıklar başlamıştır. Burada ve daha öncesinde kafileden ayrılan bazı sülaleler değişik yerlere en çokta Sivas-Emirler köyüne göç etmişler. Tekkelilerin tüm itirazlarına rağmen Aciladan Abuçay ve kardeşi Geriy Hacı önderliğinde ki kafile bugünkü Arpacı Karaçay köyüne yerleşmişler, ilk önce çalmanlar da yaşayan halk daha sonra kendi evlerini inşaya başlamışlar. Abuçay ve Geriy Hacı'nın oğulları Huşturay, Basiyat ve Gumay ile Huşturay'ın beş, Basiyat'ın beş ve Gumay'ın iki oğlu olmak üzere Arpacı Karaçay Köyü kurulmuştur. Huşturay bir kızı Culduzhan'ı o vakitler Zile ilçesinin en zengin ve ileri gelenlerinden olan Hacı adlı biri ile evlendirir. Bu şahıs sayesinde o zamanlar ip kayıt dedikleri beş adet, köyün ilk tapularını alırlar. Değişik zamanlarda değişik yerlere gidip oralarda barınamayan Mamaları, Ezmuratları, Orusları, Atlıları ve Tuğganları sülaleleri de A. Karaçay köyüne gelerek yerleşmişlerdir.
Kafkasya'dan gelen ilk şahıslar olarak Aciyladan Abuçay kardeşi Geriy Hacı, oğulları Cumuk, Gandav, Huşturay, Basiyat, Gumay ve onların on iki oğlu, yine Aciyladan Küçük ile oğulları Cambolat ve Daday, Kobaladan Mahay Hoca ve kardeşi Tokçuk ile babaları Bekmırza, Kobanladan Aliy, Tokmak, Kudent, oğulları Abuştay, Comala ve yine Kobanladan Zulkarnay, Orusladan Hasan (hanımı Şama Han) Ezmuratladan Domala, Tramladan Kazanlı Osman, Koçgarladan Tawmırza, Karamırzaladan Kaysımbiy, Mamaladan Tuğgan, Küçükladan Hamitbiy, Aliyladan Kumgaliy Hacı ve oğlu Zekeriyya ve yine Kobanladan Askerbiy isimlerini sayabiliriz.
Daha önceki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bu isimler ve tukhumlar köye aynı anda gelmemiş, bunların farklı zamanlarda köye yerleşmesi ile bugün ki A. Karaçay köyü ortaya çıkmıştır. Şu anda köyümüz Tokat'ın Sulusaray ilçesine bağlı olup köyde kırk hane yaşamaktadır. Köyden değişik zamanlarda Turhal, Zile,Tokat, İstanbul, İzmir, Ankara ve yurt dışında Almanya, Fransa ve Hollanda'ya göçler yaşanmıştır. Bu göçten en büyük payı Tokat'ın Turhal ilçesi almıştır.Halen burada yüz elli hane yaşamaktadır.Diğerleriyle beraberyaklaşık beş yüz hane olabileceği tahmin edilmektedir.
Turkcebilgi.com ve alt portallarında ve diğer servis sayfalarında yer alan tüm bilgiler, resimler, dokümanlar, haritalar, video görüntüleri ve diğer kaynaklar bilgilendirme ve eğlence amaçlıdır. Sitemizde yer alan bu bilgiler, doğru, güncel ve tam olarak düşünülmemelidir. Hukuki yada tıbbi açıdan yada diğer uzmanlık gerektiren hizmetlerden biri tarafından verilen, danışmanlık yada tavsiye niteliğindeki bilgiler ile bir tutulmamalıdır.
Bu sitede yer alan makalelerin, yazıların ve yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Telif hakkı ihlali yapıldığını düşündüğünüz sayfayı iletişim linkini kullanarak site editörlerine iletebilirsiniz.
Yorumlar
tarihci yorumu
26 gün, 22 saat önce sivas anadolunu yıldızı olan bir şehir sivas in tarihini araştırıken ne kadar uygarlik yaşadiğini bir kez daha keşfettim
dilan yorumu
26 gün, 23 saat önce bence çok güzel yorumlar tebrik ederim her türlü acıdan bize fayda göstereceğine inanıyorum
azadlık yorumu
31 gün, 12 saat önce Nahçivandan dolayı Türkiye, Azerbaycan ile komşudur. Türkiye 8 ülke ile komşudur. Bunlar: KKTC, Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan (Nahçivan), Ermenistan ve Gürcistan'dır.
Misafir yorumu
35 gün, 9 saat önce Karaçökek Köyü kuruluşu ile ilgili bir yanlışlığı düzeltme gereğini hissettim ,Köyün kuruluş tarihi ve kurucusu 1876 yılında Kafkasya'dan göç eden Atrışba Kuban Mustaf'tır .Mezarı halen Karaçökek köyündedir ,. bilgini düzeltilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim.
şevval yorumu
36 gün, 13 saat önce embriyomun sağlıklı gelişmesi için anne adayının alkol ve sigaradan uzak durup düzenli kontrole gitmelidir
Misafir yorumu
36 gün, 14 saat önce zahar- gümüşhane bölgesinde belki belkide manasında ama Türkçemi ne ce bilinmiyo örneyin eve gelecekti zahar,birlikte yiyecek zahar
Misafir yorumu
36 gün, 15 saat önce tkeşekkürler
Misafir yorumu
36 gün, 16 saat önce LUTFEN SIMDI CEVAPLAYIN ODEV YARINA...
Misafir yorumu
36 gün, 16 saat önce LUTFEN CEVAPLAYIN YARINA BU ODEV.... LUTFEN SOZLU NOTU YERINE LUTFEN
Misafir yorumu
38 gün, 10 saat önce Tüm satranc severleri www.satrancmektebi.com sitesine bekliyorum
Misafir yorumu
38 gün, 12 saat önce yha sagu ile koşuk arasındaki farklar çıkmıyo :S:S
Misafir yorumu
38 gün, 16 saat önce çok saol çok tşk
isa güneş yorumu
39 gün, 19 saat önce Arkadaslar +90 posta kodu değil Türkiye telefon kodudur. Posta kodu değildir. Bir kaç sitede böyle yanıltıcı bilgiler gördüm belirtmek isterim.
Misafir yorumu
40 gün, 14 saat önce ya sosyal gösterge ile örnekk verinn
Misafir yorumu
40 gün, 17 saat önce Fiyatlarınıda belirtseydiniz daha hoş olacaktı. Plazmaların fiyatları daha uygun oluyor ancak benim bu sıralarda mağazalarda gözlemlediğim plazma tvler pek görünmüyor ortalıkta daha çok lcd hatta ondanda çok led tvler meydanda. Birde plazmaların ışığın yoğun olduğu yerlerde parlaklığı yada ekranın canlılığının kaybolduğu gibi bir kötü yanıda var. Aslında plazmanın fiyatına aldanıpta lcd den vaz geçmek yanlış olur gibi.
Misafir yorumu
40 gün, 19 saat önce Radyasyonun zararları genellikle zamanla ortaya çıkan bir etki olup, ani etki ancak atom bombalarının yol açtığı ölümler ve yüksek radyasyondaki yanmalar şeklinde kendini göstermektedir.
Radyasyonun etkisi konusunda, radyasyonun şiddeti, tipi, verildiği süre
vb. özellikler ile radyasyona maruz kalan biyolojik yapının özellikleri etkileyicidir.
Bu çerçevede, biyolojik yapının radyasyonla etkileşimi sonucu, somatik ve genetik diye
sınıflandırabileceğimiz iki tür etki ortaya çıkar:
A) Radyasyon Somatik Etkileri
Maruz kalınan toplam radyasyon dozu, bu dozun
alındığı süre, vücudun ışınlanan bölgesi ile paralel olarak değişebilen bu etkiler,
akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılabilir.
1. Akut etkiler
Kanda geçici hafif değişikliklerden ani ölüme kadar değişebilir.
Ayrıca, organlar ve sistemler düzeyinde sıralayacak olursak, deride kızarıklık, saç ve
kıllarda dökülme, geçici veya sürekli kısırlık; bulantı, ishal ve kusma, kansızlık, vb. sayılabilir.
Temel olarak, akut radyasyon etkileri kısa süreli olup, en geç bir ay sonra ortaya
çıkabilir.
2. Kronik etkiler
Bir kez veya yinelenen radyasyon durumlarından uzun bir süre
sonra ortaya çıkabilen etkilerdir. Bu etkiler kanser, yaşam süresinin kısalması, cenin ve
gelişmesi üzerindeki etkilerdir.
a) Kanserleşme etkisi: Radyasyon, hemen hemen bütün dozlarda ve bütün dokulardan
tümörlerin oluşmasına yol açabilir, ancak bazı tip tümörler, diğerlerine oranla
daha yaygın görülürler. Genellikle sık bölünen hücrelerden oluşan doku ve organlar, bu
konuda daha elverişlidirler. Radyasyonun kansere neden olduğu, genellikle deneysel
hayvan çalışmaları ve bazı gözlem ve epidemiyolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkarılabilmiştir.
özellikle radyasyonla çalışanlarda daha çok meydana gelen deri kanserleri; yine
radyasyonla çalışanlar, atom bombası felaketzedeleri, çeşitli nedenlerle X ışını ile tedavi
edilenler, Bikini Marshall adalarında yapılan nükleer denemelerden etkilenenlerde
ortaya çıkan lösemiler; tiroid tümörleri; akciğer tümörleri ve kemik tümörleri radyasyonun
neden olduğu tümörler arasında en önemlileridir.
b) Yaşam süresi (Anlık ölümler değil)
Radyasyona maruz kalmanın yaşam süresini kısalttığı çeşitli araştırma sonuçlarına
dayanarak, öne sürülmektedir, örneğin, 1956'da 80 bin Amerikalı hekimde yapılan
bir araştırmada, ortalama yaşam süresinin radyasyonla çalışanlarda 60,5, radyasyonla
çalışmayanlarda 65.5 yıl olduğu; Japon bomba felaketzedelerinin ortalama yaşam
sürelerinin diğer Japonlara kıyasla çok daha kısa olduğu belirlenmiştir.t1)
c) İlk gelişme safhasında, cenin, radyasyona karşı çok duyarlıdır, özellikle, hamile
bir kadının tedavi dozlarında radyasyona maruz kalması halinde, ölü doğum ya da
anormal bir çocuğu doğurma olasılığı çok yüksektir. Yine ana rahminde radyasyon alma,
daha sonraki yıllarda kansere yakalanma riskini artırabilir.
Bu etkilerin yanı sıra, doğurganlığı azaltması, gözde katarakt meydana getirmesi
gibi etkileri de vardır.
Radyasyonun Genetik Etkileri
Üreme hücrelerinin ışınlanmasıyla ilişkili olan
genetik etkiler, daha sonraki kuşaklarda çok önemsiz etkilerden, ölüme neden olabilecek
anormalliklere kadar değişebilir. Tam olarak, etki mekanizması bilinmemektedir.
Tüm bunlara ek olarak, sindirim ve solunum yolu ile vücuda giren bazı radyoaktif
maddelerin de sağlığa önemli ölçüde zararlı etkileri vardır, özellikle, Çernobil kazası
sonrası gündeme gelen bu etkiler arasında en önemlileri, bu yolla olanlardı. Bu maddeler
arasında en önemlileri; Cesiüm 137 (kaşlar, dalak ve karaciğerde birikmeye eğilimli,
yarı ömrü 30 yıl) İyot 131 (tiroid bezinde yoğunlaşır, bu bezde tümör yapabilir, yarı
ömrü 8 gün), Krypton 85 (lösemi ve lenf bezi kanserlerine neden olabilir, yarı ömrü 10
yıl), Baryum 140 (kemikte yoğunlaşır, kemik kanserlerine yol açabilir, yarı ömrü 13
gün), Stronstum 90'dır (kemikte oturur, kemik tümörlerine neden olabilir, yarı ömrü
28 yıl).
Örnek olaylar
Tüm bunları sıraladıktan sonra, Çernobif kazası benzeri, çevrede uzun süre etki
yapan örnekleri incelemekte yarar var. Çünkü, radyasyonun akut etkileri hemen hemen
bilindiği için, bu konuda çok fazla spekülasyon yapma olanağı yok. Etkiler kısa sürede
gözle görülebiliyor. Ancak, uzun süreli etkiler çeşitli olduğundan ve spesifik bir özellik
gösteremediğinden, bu konuda birbirine zıt savlar rahatlıkla ileri sürülebilmektedir. Dolayısıyla Çernobil kazası sonrası tartışmalara bir parça ışık tutabilmek amacı ile, benzeri kaza ve olayların sonrasında ortaya çıkan sağlık sorunlarını ve yapılan hesaplamaları
aktaracağız.
En bilinen örnek, Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılmasından sonra, hayatta
kalan 100.000 kişide löseminin ve diğer kanserlerin çok fazla artmasıdır. Halen,
Japonya'da kanser ölümleri normalin 2.4 katıdır J2) Bu sırada, 8-15 haftalık gebe kalan
kadınların çocuklarının hemen hemen tümü sakat doğmuştur J3)
Ayrıca, 1950-74 yılları arasında Atom bombası nedeniyle ölen 4339 kişi üzerinde
inceleme yapan Dr. Alice Stewart, bu kişilerin 2/3'ünün kanserden öldüğünü, bunun
da beklenen sayının yaklaşık 10 katı olduğunu belirtti.
Sternglass adlı bir bilim adamı da, 1969'da, atom bombası denemelerinin yaklaşık
375.000 Amerikan bebeğinin ölü doğum, düşük şeklinde telef olduğunu hesaplamıştı.
Andrei Sakharov ise, bir atom bombası atıldığında, çevreye saçılan radyoaktif
izotoplardan, sadece Carbon-14'ün bir milyon kişinin ölümünden sorumlu olacağını
ileri sürmüştür.
olanların % 77'sinde, on yıl sonra tiroid tümörü ortaya çıktı.1954'de Bikini Mercan adalarında nükleer denemeler yapıldığında 10 yaşın altında
Ayrıca geçmişte yapılan nükleer silah denemelerinden dolayı radyoaktif maddelerle yüklenmiş toz bulutları, atmosferin yüksek tabakalarına ve stratosfere yerleşerek, radyoaktif yağışlar halinde yavaş yavaş yeryüzüne inmekte ve çevrenin, özellikle yüzeysel suların kirlenmesine sebep olmaktadır. 1960'lı yıllarda en yüksek seviyeye çıkmış olan radyoaktif yağışlarda, nükleer silah denemelerinin havada yapılmasının yasaklanması sonucu, 1970'li yıllardan sonra azalma görülmüştür.
gözde yorumu
41 gün, 12 saat önce peki buraya nasıl katılabiliriz.herhangi bir ücret ödememiz gereklimidir.
Misafir yorumu
41 gün, 17 saat önce süper çıok ty
Misafir yorumu
41 gün, 18 saat önce teşşekür ederim faydalı bir paylaşım
bulut yorumu
41 gün, 19 saat önce açık oturum bilimsel bir konu üzerinde aynı uzman kişiler tarafından yapılan tartışmalardır. panel ayrı meslek dallarında sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatır ispatlamaz
Misafir yorumu
41 gün, 19 saat önce lütfen biriniz kaplunbağların yaşam döngüsünü yazsın
çiğdem ödevci yorumu
41 gün, 19 saat önce benim manzum öykü bulmam lazım yarına kadar lütfen yardım edinn
Misafir yorumu
41 gün, 19 saat önce arkadaşlar1ar 10. sınıf ıçın coğrfya kıtabındakı sorunun tamamının cevavaplayan varmı
Ahmet/Stambol yorumu
41 gün, 19 saat önce T.S.En sevdigim ve Kullandgim sayfalardan biri idi.
Maalesef son günlere kullanisligini yitirdi.
Nasil kelime verile biliyor nasil karsiliklari buluna biliniyor belirsiz??Arzu ERDOĞAN yorumu
41 gün, 22 saat önce sizi öncelikle çok içten dileklerimle tebrik etmek istiyorum...daha önce hiç bir kitabınızı okumamıştım...bu benim için sanıyorum büyük bir kayıp gibi görünse de en son yazmış olduğunuz 'Tanrı'nın doğum günü'adlı kitabınızı daha bitiremeden size ulaşmak istedim...tam da bazı şeyleri kendimce sorguladığım bir dönemde cevap olarak kitabınız bana bir rehber olma niteliği taşıyor...ilginçtir daha önce de belirttiğim gibi kitabı daha bitirmediğim gibi daha 66. sayfasındayım...buna rağmen bitirmeyi bekleyemedim...çünkü şimdiden başucu kitabım ilan ediyorum...bir gün bir yerde karşılaşmak ümidiyle...sevgiyle kalın.
celal yorumu
41 gün, 22 saat önce beydebayı okudum çok güzel beydebayı kim eser olarak çıkardıysa onu tebrik ediyorum ama biliyorum o kesin ölmüştür çünkü nezaman eser edildiğini kimse bilmiyor allah rahmet eğlesin korkmasın eserini küçük düşürmüycez gözü arkada kalmasın hoşçakal
Misafir yorumu
42 gün, 14 saat önce 1961-1 olarak askerliğimi adatape muhribinde yapmıştım ne günlerdi yaaa.... hatırladığım syn amiral caner bener ve ozamanlar binbaşıydı 2.komutanımız kemalgökberk astsubay ismail öndin ve hatırlayamadığım arkadaşlar bana gücenmesin herkese sonsuz selamlarımı iletiyorum AHMET HALUK ÜSTÜN
Misafir yorumu
42 gün, 17 saat önce bilqilerr icin coq tesqürr xD!!
Misafir yorumu
42 gün, 17 saat önce qüSell qüSell :d xD!!
sıla yorumu
42 gün, 22 saat önce bilgiler gayet kaliteli fakat daha açık ve geniş bi prosedüre uygun olcağına inanıyorum bilgiler için tsk.
Misafir yorumu
43 gün, 15 saat önce özellikle maraş ilimizde sık rastlanılan bir isim olan ökkeş in aslı peygamberimizden diyet isteyerek nübüvvet mührünü öpen sahabe ukkaşe den gelmektedir ,zamanla ukkaşe ukkaş şekline dönmüş ve dahada sonra ökkeş halini almıştır
Misafir yorumu
46 gün, 19 saat önce merhaba sevgili arkadaslar sizleri aramızda görmekten büyük bmutulul görktmekad asd dsa as
fdsaf yorumu
46 gün, 19 saat önce fdas fdsa fas fdsa fads fsda fdsa fdsa f
izmirli yorumu
46 gün, 23 saat önce ben 5 kere kavakbaşıya geldim onların misafir berverliği cok ğuşuma gitti hele şeyh abdullah ailesine kavakbaşıya yaptığı herşeyden dolayı teşekür ediyorum kavakbaşının aşireti galiba şeyh abdullah ailesi yürütüyor ben sayın şeyhim şeyh ayetullah durguna selam yulluyorum herşey için teşekür ediyorum kavakbaşının şeyh lerine selam
istambullu yorumu
46 gün, 23 saat önce sayın kavakbaşı belediyesi başkanımız şeyh ayetullah yaptığı çalışmalarından dolayı teprik ediyorum şeyh abdullah ailesine selem olsun
istambullu yorumu
46 gün, 23 saat önce sayın kavakbaşı belediyesi başkanımız şeyh ayetullah yaptığı çalışmalarından dolayı teprik ediyorum şeyh abdullah ailesine selem olsun
şeyh yorumu
46 gün, 23 saat önce kavakbaşı beldesi çok güzel bir köydür herkesin gezip görmesini istiyorum insanları çok iyidir kavakbaşı beldesinin heryeri çok güzeldir kavakbaşı köyü hayvancılıkla.toprakla güveçle (el sanatlarılyla) gecimini sürdürürler kavakbaşı aşireti şeyh abdullah aşireti tarafından sağlanır halende şeyh abdullahın torunları tarafından sağlanır ve belediyemiz korulduğundan buyune halende şeyhlerimiz tarafından yürütülür beldiye başkanımız şeyh ayetullah durguna köyün içinde yaptığı çalışmalarından dolayı sayın şeyhimizi teprik ediyorum kavakbaşının suyu çok güzeldir (gorıgenin) suyu çok güzeldir her kesin gezip gormesini istiyorum kavakbaşı doğasıyla isnanlarıyla sularıyla (kümbetiyle) harika biyerdir umarım gezip gorürsünüz şeyh abdullah ailesine ve onu sevenlere selam olsun
GAMLIHAZAN yorumu
46 gün, 6 saat önce tavugunuzun dogurdugu bir yumurtayi alin herhangi bir yere birakin o yumurtadan tavuk veya civciv cikarmi? Kesinlikle hayir. Tabiki yumurtadan civciv olmasi icin gerken ISI kosullar yerine getirilirse cikar fakat yumurta tek basina asla civcivi cikaramaz. Horoz olmayan bir kümeste bir tavuk yumurta yapabilir. Tavuk dogurdugu yumurtaya kuluckaya yatmazsa o yumurtadan ne civciv cikar nede baska birsey cikar. Benim fikrim kesinlikle yumurta tavuktan cikar. Dikkat ediniz eylem tavuga aittir amelde yani yumurtlama isini tavuk yapar ve kuluckaya yatar.
Misafir yorumu
46 gün, 8 saat önce İstanbul var İstanbul var. Avrupa yakası bitmiş hayat felç yaşayan insan içindeki insan görümlülerden bıkmış. Ama bir kuzguncuk, bir sarıyer, bir anadolu hisarı.. Alsana eski türk filmleri. Huzur, mutluluk, yaşam.. Sonra dön geriye, Mutsuzluğun pençesine.
gesili yorumu
47 gün, 10 saat önce yem olarak herhangi bir balik kullanila bilir kibrit copu uzunlkugunda balik dilimleri ,pasta renklendiricisi kirmizi renkli meyve rengine batirilir ve zargana topu ve olta duzenegi genellikle 10 luk capraz igne kullanilir,su yuzeyine yakin avlanan zargana genelde 80 ,300 cm derinliklerde bulunur
tekin ertürk yorumu
47 gün, 10 saat önce köy üç mahaleden oluşmaktadır ayrıca üç tane okula birlikte tam donanımlı hastane ayrıca su şebekeside mevcut kimler tarafında dikilmiş takriben 6 hektar ormanlık alan bulunmaktadır köy mayıs haziran aylarında yaeşil bir örtüye benzer ve yeşilikler içinde bulunan renga reng çiçekler ayrı bir güzelik katıyor ahta
dağları ve hayal dağı eteklerinde bulunan köy verimli arazileri ve ve kanak sularıyla çevre köler tarafında çokça özenilmektendir
Faiz mi,tefecilik mi yorumu
47 gün, 10 saat önce Cahiliye döneminde ki uygulama,günümüzde ki tefeciliğin tam karşıtıdır.(Meselâ,Peygamberimiz (SAV) in amcası Hz.Abbas (R.A),bir tefeciydi.Veda haccında Peygamber Efendimiz buna temas etmiştir.)Bu sebeble, haram olan RİBA nın Türkçe karşılığı banka faizi değil;tefeciliktir.Banka faizinin "haram" olduğu konusunda müslümanlar aldatılıyorlar.Bu yüzden büyük zarara uğruyorlar...100 bin T.L parası olan bir kişinin ev satın alarak 500 T.L. ye kiraya vermesiyle;bunu kârlı görmeyen başka bir kişinin aynı miktarda ki parayı bankaya yatırarak (ekonominin hizmetine-kiraya vererek ) 800 T.L faiz alması arasında ki farkı ekonomistler ile din adamları bir araya gelerek tartışmalıdırlar.Yatırımlar için banka güvenilir bir havuz görevi üstleniyor.Bununla beraber,aylık rayiç faiz oranı %1 iken kredi kartı faizlerine aylık %3.5 faiz uygulanmasını da TEFECİLİK kabul ederim.Bu tür bir uygulamanın HARAM olduğu kanaatindeyim.Başka bir husus,enflasyon..Ekonomide ki belirsizlikler.Ve bunların getirdiği çeşitli RİSKLER.Batan bankalar.vs.vs..Cepte,kasada en küçük bir nakit paranın olmaması kanaatindeyim.Para,mutlaka bankada olmalıdır.Tabii,güvenilir bir bankada.
kardelen yorumu
47 gün, 10 saat önce turkler ve TURKIYE buyuktur ! hizla kirlenen bu dunyada gercekten turkluk adina mucadele veren herkes kahramandir !ATATURKTE boyle badirelerle cok ugrasti ve dediki ''icerideki dusman !disaridakilerden daha tehlikelidir ! ALLAH turku korusun ve dunya huzur bulsun !
Misafir yorumu
47 gün, 10 saat önce kirlar koyu nun suanki muhtari harun butun olup koyumuzde bir cok faliyet gotermekteder eskiye bakarak harun butun bir cok gecmis muhtarlar dan daha iyi muhtarlik yapmakta en azindan kedi cikarini dusun meyen bir muhtar
derya yorumu
47 gün, 11 saat önce Anaksagaros:Milattan önce 5. Yüzyılda yaşamış olan Yunanlı filozof.
Elea Okulu'nun görüşlerinden etkilenen Anaksagoras, Parmenides'in ezeli-ebedi ve değişmez varlık ögretisiyle, dış dünyada gözlemlenen çokluk ve değişmenin bir sentezini yapmaya çalismistir. Bu amaçla, varlığın temeline, arkhe olarak, ezeli-ebedi, değişmez ve nitelik bakımından aynı olan sonsuz sayıda tohumu (homoiemer) yerleştirmiş ve herşeyi bu tohumların dağılımı ve birleşimiyle açıklamıştır. Varlığın temeli, ona göre, başlangıçta herşeyin herşeyde bulunduğu, sonsuz sayıdaki tohumu içeren bir bütündür.
Fakat Anaksagoras'a göre, madde kendi kendisini hareket ettiremez. Maddenin, tohumların hareketi için bir dış güce, hareket ettirici bir nedene ihtiyaç vardır. Bu güç, akıl ya da zihin anlamına gelen Nous'tur. Anaksagoras varlığı açıklamak için, maddi nedenlere ek olarak, fail nedene ve ayrıca final nedene gerek duyulduğunu düşünür. Zira ona göre, evrende bir düzen ve uyum vardır. Bu düzen ve uyumdan da Nous sorumludur. Çünkü Nous, ilk maddeleri bir amaca göre düzenlemiş, bir amaca göre hareket ettirmiştir.
__________________
-
2009-2010 6.sınıf ö. yorumu
47 gün, 11 saat önce çok sağolun türkçe bilgi gerçekten birçok konuda işimi görüyor.ayrıca bir ayrıntı da war siyah ve beyaz bir renk değildir.onlar açıcı ve kapatıcıdır..
Mustafa ATLI yorumu
47 gün, 11 saat önce İstemedikleri halde yurtlarından kopartılan ve Osmanlıya sığınmak zorunda kalan halkımız bu topraklara geldiği andan itibaren çok uzun yıllar kendini kabul ettirme mücadelesi vermiş ve bu arada birçok evladını kendilerine yabancı bu topraklarda kaybetmiştir.
Arpacı Karaçay köyünün kurulması da birçok zorluklar sonrası verilen kayıplarla gerçekleşmiştir. Her ne kadar ilk gelenlerin kafalarındaki düşünceler bir şekilde anayurda dönmek şeklinde ise de (Rusya'da ki komünist ihtilale kadar) bu topraklarda yitip yok olma tehlikesine karşı kendi varlıklarını devam ettirmek amacıyla devamlı bir arayış içine girmişlerdir. Arayışın adı halkın yapısına uygun bir yurtluk bulma arayışıdır.
Bu arayış Samsun şehrinden başlayarak köyün bugün bulunduğu Deveci Dağı eteklerine kadar sürmüştür. Samsun-Amasya güzergahından Tokat sınırlarına doğru süren arayış iklim koşullarının Tawlu bir halka uygun olmamasından dolayı devam etmek zorunda kalmış. Söylenenlere göre Suluova (Amasya), Kazova (Tokat), Çamlıbel Çiftliği (Tokat) ve hatta Antalya civarından teklif edilen yurtluklar hep iklim şartları nedeni ile reddedilmiş.
Samsun gibi Karadeniz kıyısında ki bir liman şehrinden ve Antalya gibi bir turizm cennetinden verilecek arazilerin kabul edilmemesi bugünün şartlarında akla pek uygun gelmiyor ancak göçteki şartların göz önünde tutarsak Mingitaw'ın kalbinden çıkıp gelmiş bu halkın adı geçen yerlerde kırılıp yok olma tehlikelerini açıkça anlayabiliriz. Zaten tıka basa doldurulmuş gemilerle gelen halk yolda mevcudunun yarıya yakınını Karadeniz'in kapkara sularına gömmek zorunda kalmış. Karada ise her konaklama noktasında çeşitli bulaşıcı hastalıklarla mücadele eden Karaçaylar, anayurdu terk ettikleri andaki mevcutlarından bugünkü köye vardıklarında oldukça uzaktırlar.
Yazılı kayıtlardan yoksun olmamıza rağmen bu acı göçün ağızdan ağıza anlatılmasıyla bugün Arpaçı hakkında bazı bilgilere sahibiz.Ben de köyün tarihini öğrenebileceğime inandığım anneanneme ve dedeme giderek sordum: Bizim köyümüz ne zaman ve nasıl kuruldu?
Biraz düşünen anneannem 1303 de beri ötgendile. diye sözlerine başladı, bunu annesinin halaları söylüyorlarmış.Daha sonra anneannem önemli bir ipucu söylüyor, ben de bu ipucu sayesinde kesin geliş tarihlerini saptamaya çalışıyorum.Anneannemin anneannesi göçten bir yıl sonra Türkiye de dünyaya gelmiş. 15-16 yaşlarında evlenip,16-17 'sinde anneannemin annesi Emine yi kucağın almış.Emine 1990 da 85 yaşında vefat ettiğine göre küçük bir hesapla bizimkilerin buraya 1888 yılında geldiklerini anlıyorum. Tarih konusunda yapılan diğer iddiaların açıklamasını da dayım Bilal Selkaya anlatıyor; 1878 den itibaren 15 yıl süren bir göç dalgası olmuş, bizimkiler ise üç ayrı kafile halinde farklı zamanlarda gelmişler.
Böylece tarihi tespit ettikten sonra geldikleri yeri soruyorum. Çıkış yerlerinin Hurzuk, Üçköken ve Kartcurt olduğunu anlıyorum. Ve yine Gilaş dedikleri bir mesire ve bayram yerlerinin adının hala unutulmadığını görüyorum.
İlk gelenler kimlerdi diye küçük bir soru sorduğumda ise aldığım cevap çok çok büyük oluyor ve köyün soy ağacını yavaş yavaş ortaya çıkarıyoruz. Anneannem şimdi çevremdeki arkadaşlarımın dedelerini bir bir sayarak en son olarak ;işte bu adam oradan gelmiş diyor ve böylece ilk gelenler yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Amasya ve Tokat'ta ki konaklama yerlerinde kafileden kopmalar olduğu kesindir. En son Alpudere köyünde ki Alpudere Boğazı civarından ayrılan kafile burada küçük bir mezarlık bırakarak Tekke köyüne göçmüştür. Bu andan itibaren Tekke köyü ile günümüze kadar süregelen anlaşmazlıklar başlamıştır. Burada ve daha öncesinde kafileden ayrılan bazı sülaleler değişik yerlere en çokta Sivas-Emirler köyüne göç etmişler. Tekkelilerin tüm itirazlarına rağmen Aciladan Abuçay ve kardeşi Geriy Hacı önderliğinde ki kafile bugünkü Arpacı Karaçay köyüne yerleşmişler, ilk önce çalmanlar da yaşayan halk daha sonra kendi evlerini inşaya başlamışlar. Abuçay ve Geriy Hacı'nın oğulları Huşturay, Basiyat ve Gumay ile Huşturay'ın beş, Basiyat'ın beş ve Gumay'ın iki oğlu olmak üzere Arpacı Karaçay Köyü kurulmuştur. Huşturay bir kızı Culduzhan'ı o vakitler Zile ilçesinin en zengin ve ileri gelenlerinden olan Hacı adlı biri ile evlendirir. Bu şahıs sayesinde o zamanlar ip kayıt dedikleri beş adet, köyün ilk tapularını alırlar. Değişik zamanlarda değişik yerlere gidip oralarda barınamayan Mamaları, Ezmuratları, Orusları, Atlıları ve Tuğganları sülaleleri de A. Karaçay köyüne gelerek yerleşmişlerdir.
Kafkasya'dan gelen ilk şahıslar olarak Aciyladan Abuçay kardeşi Geriy Hacı, oğulları Cumuk, Gandav, Huşturay, Basiyat, Gumay ve onların on iki oğlu, yine Aciyladan Küçük ile oğulları Cambolat ve Daday, Kobaladan Mahay Hoca ve kardeşi Tokçuk ile babaları Bekmırza, Kobanladan Aliy, Tokmak, Kudent, oğulları Abuştay, Comala ve yine Kobanladan Zulkarnay, Orusladan Hasan (hanımı Şama Han) Ezmuratladan Domala, Tramladan Kazanlı Osman, Koçgarladan Tawmırza, Karamırzaladan Kaysımbiy, Mamaladan Tuğgan, Küçükladan Hamitbiy, Aliyladan Kumgaliy Hacı ve oğlu Zekeriyya ve yine Kobanladan Askerbiy isimlerini sayabiliriz.
Daha önceki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bu isimler ve tukhumlar köye aynı anda gelmemiş, bunların farklı zamanlarda köye yerleşmesi ile bugün ki A. Karaçay köyü ortaya çıkmıştır. Şu anda köyümüz Tokat'ın Sulusaray ilçesine bağlı olup köyde kırk hane yaşamaktadır. Köyden değişik zamanlarda Turhal, Zile,Tokat, İstanbul, İzmir, Ankara ve yurt dışında Almanya, Fransa ve Hollanda'ya göçler yaşanmıştır. Bu göçten en büyük payı Tokat'ın Turhal ilçesi almıştır.Halen burada yüz elli hane yaşamaktadır.Diğerleriyle beraberyaklaşık beş yüz hane olabileceği tahmin edilmektedir.
Hazırlayan : Fatih YAPICI,( KOBAN )
wwwxxx yorumu
47 gün, 11 saat önce güzel ama optik elektirik manyetizma falan yok
Berk 15 yorumu
47 gün, 12 saat önce Türkiye sınırları dışında akan akarsular nelerdir? Ya da nerden ulaşabilirim ? Bu sitede varmı cevaplarınızı bekliyorum
Misafir yorumu
47 gün, 12 saat önce evet var http://soru-cevap.turkcebilgi.com/13384/turkiyenin-sinirlari-disinda-dokulen-akarsular-hangileridir