--}}

Türk Soyadı Yasası

Mustafa Kemal Atatürk, "milleti ve vatanı kurtarmak" için gerekenleri ve düşücelerini, 1906`lı yıllardan itibaren düşünmeye başladığı sanılıyor.

Mustafa Kemal Atatürk, "milleti ve vatanı kurtarmak" için gerekenleri ve düşücelerini, 1906`lı yıllardan itibaren düşünmeye başladığı sanılıyor.

Bunun bir kanıtı ise, Selanik`te Manolof adında bir Türkologla yaptığı konuşmadır: "Bir gün gelecek, hayal zannetiğiniz bütün bu inkilapları başaracağım. Mensup olduğum millet bana inanacaktır. Saltanat yıkılmalıdır. Devlet yapısı mütecanis bir unsura dayanmalıdır. Din ve devlet, birbirinden ayrılmalı, Doğu uygarlığından benliğimizi sıyırarak Batı uygarlığna aktarmalıyız. Kadın ve erkek arasındaki farkları silerek, yeni bir sosyal nizam kurmalıyız. Batı uygarlığına girmemize engel olan yazıyı atarak, Latin kökünden bir alfabe seçmeli, kılık-kıyafetimize kadar her şeyimizde Batılılara uymalıyız. Emin olunuz ki bunların hepsi bir gün olacaktır."

Türklerde daha önce soyadı olup olmadığı

Ana Britannica Ansiklopedisi`ne göre Türkler arasında zaten bir soyadı geleneğinin olduğu, yalnız "unvan, lakap ve soy ağacı" gibi etkenlerin var olduğu belirtilmektedir.

M.Ö. Türk kültüründe "Bey" sözcüğünü ilk kullanan Mete`dir.

Bu gelenek soyadı yasasından sonra da BEY ve SOY olarak köklerden türeyerek kullanılmıştır.

Türklerin soyadı geleneğinde kahramanlık gösterenlere, kazandığı başarı yüzünden herkesçe tanınmaları için lakap-unvan verilirdi. Normal vatandaşlarda ne olduklarını belirten ata isimlerinin yanına (+oğlu) ilave edilerek soyadlandırılırdı. Bundan daha da önce (zade) kullanılırdı.

Kısaca denilebilir ki, bu tam bir düzen halinde olmamıştır. Yalnız toplumun büyük bir kısmı bu geleneğe uymuş ve halen küçük çapta da olsa günümüzde bazı izleri devam etmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk, soyadı üzerinde fazlasıyla durmuş ve kesinlikle Batı uygarlığına geçiş döneminde yapılmasını ve soyadlarının Türkçe olması sağlanmıştır.

Türkçe kullanımının ve ona karşı sevgi, saygının artması açısından soyadının büyük bir etkisi vardır. Soyadı kanunundan sonra birçok yeni kelimeler türetilmiş, kelime sonlarına getirilen eklerle Türkçe zenginleştirilmiştir.

Ayrıca bu kanunla "ağa, paşa" gibi unvanlar da kaldırılmıştır. Bunun demkratikleşme süreci içerisinde büyük önemi vardır.

Bu kanunu Batıdan almamıza rağmen, Batının geleneği olan sadece soyadı söylemek, Türk geleneklere aykırı bulunacağından AD ve SOYAD olarak belirlenmiştir. Bunun yararlarını da çeşitli zamanlarda nadir de olsa yaşamaktayız.

Geçiş Süreci \ Atatürk ile yasa ilişkisi

Bu yasanın çıkışı 1934 yılının Mayıs aylarında gerçekleştirmiştir.

Soyadı yasa tasarı o dönemin içişleri bakanı Şükrü Kaya tarafından TBMM`ne verilerek görüşüp tartışılarak 2525 sayılı yasa ile kabul edilerek 2 Temmuz 1934`de Resmi Gazete`de yayınlanarak doğruluk kazanmıştır.

TBBM, 24 Kasım 1934`te Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal`e, 2587 sayılı kanun ile ATATÜRK soyadını vermiştir. Bu soyadının verilmesi bazı kesimlerce TBMM`de seçildiği, düşük bir kesim tarafından da kendi isteği olarak yorumlanmaktadır.

Naim Hazım Onat ve Falih Rıfkı Atay`ın anılarında bu şöyle anlatılmaktadır:

"Saffet Arıkan`ı çok severdim, onun da bana içten sevgisi vardı. Bir akşam gene Atatürk`ün sıfrasında yanyana oturuyorduk. Atatürk`ün soyadı üzerinde konuşuluyordu. Bunun çok güzel bir buluş olduğundan bahsedilirken, Büyük Önder, Arıkan`ı göstererek: "Beyefendinin Armağanıdır." Demişlerdi. O sırada kendisinden öğrenmek istemiştim: Arıkan, bunu siz mi buldunuz? Gülümseyerek cevap verdi: "İltifat buyuruyorlar."

Soyadı kanunu 21 Haziran 1934

Vikikaynak Bu kanundaki maddlere göre önemli olanları özetleyecek olursak; yabancı ırk ve millet adlarından soyadı seçilmesi yasaklanmış, soyadı seçim hakkı aile reisi olan babaya verilmiş, yasaya aykırı soyadı bulunması halinde vatandaşın savcılığa suç bildirimi hakkı getirilmiştir.

Soyadı Nizamnamesi

Bu Nizamname kanunun işlenmesi ve düzenli bir şekilde devreye girmesi için çıkarılmıştır. Önemli noktalarını ele alacak olursak: Soyadları kesinlikle Türk dilinden alınmalı, soyadı yalnız veya oğlu olarak kullanılmalıdır, yabancı ırk ve millet adları soyadı olarak kullanılmamalı, bir aşiret veya kabiliyeti anlatan soyadı kullanılamaz, eski ünvan, rütbeleri anlatan soyadları kullanılamaz.

Bu bağlamda en çok zorlanılan kısım, Türk diline ait olması olmuştur. Çünkü Türkçe yapısı gereği sürekli etkileşim ve paylaşım içinde olan, sondan eklemeli bir dildir. Soyadını geçip ad olarak ele alınsa dahi, bugün kullanılan birçok dil, dini inancın kültür üzerindeki etkileri kullanılan birçok ismin türkçe olmadığını gösterir.

Türk Medeni Kanunu`nca soyadı hangi aileye mensup olunduğunu göstermektedir.

Soyadı seçilirken kullanılan metodlar

Bu konu birçok uzman tarafından farklı şekillerde açıklansa da, şu şekilde özetlenebilmektedir:

Nüfus dairesinde var olan soyadları,

Nüfus memurlarının verdiği soyadları,

Gelişigüzel seçim,

Taşıdığı manaya göre seçim,

Meslekle ilgili seçim,

Yer adlarından seçim,

Tarihsel kahramanları kapsayan seçim,

Nesne adları,

Lakaplardan seçim,

Ahenkli, kulağa hoş gelen seçim,

Aile ismi veya türevi seçim,

Eski soyadlarının türevi seçim,

İsim birleştirilerek yapılan seçim,

İsimlerden yapılan türetmelerle seçim,

İsim ve eski soyismi ters çevirerek seçim,

İsmin harflerinde yer değişikliği yaparak seçim,

Tanınmış isimlerden seçim,

Yabancı kelimeleri türkçeleştirerek seçim,

Annenin adını soyadı yaparak seçim,

Firma adlarını baz alan seçim,

Irmak ya da göl adlarını baz alan seçim,

Savaş alanlarını baz alan seçim.

Görüldüğü gibi soyadı kanunuyla Türkçeye çok farklı kelimeler, terimler gelmiş ve yaygınlaşması sağlanmıştır. Ayrıca kanun maddeleri gereği milli duygu ve şuur uyandırılmaya devam edilmiştir. Zaten Mustafa Kemal Atatürk`ün de Batılı düşünceleri uyarlayarak yaptığı yeniliklerden birisi ve çok önemli bölümü denilebilir.

Kaynakça

Türk Adbilim Araştırmaları - Prof. Dr. Sami Akalın - Türk Dünya Araştırmaları - Sayı 115 - Ağustos 1998 düzenle|Ocak 2008

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara


Görüşler

  • misafir Avatar
    misafir - 5 yıl önce
    T.B.M.M.nin ATATÜRK soyadını TÜRKLERİN ATASI anlamında verdiği düşüncesi yanlıştır veM.Kemal soyadının bu anlamada yprumlanmasını hoşgörecek kadar megaloman bir kişi-lik olamaz,O hep bu milletin BAŞÖĞRETMENİ olmakla iftihar ederdi ve o soyadını öne-rirken önce TÜRKATA üzerinde durmuş,sonra telaffuzu zor olur diye Mısır'daki yerli beylere MÜREBBİLİK/LALALIK yaparak hükümran olan ATA-BEK/BEY lerden esinlerek öz Türkçe ATA sözcüğü sanıldığı gibi BÜYÜKBABA anlamında değil LALA-MÜREBBİ-ÖĞRETMEN- MÜRŞİD anlamında seçerek T.B.M.M.ne önerge verdirtmiştir. Bu konuda Saffet Arıkan ve Prof Afet İnan'ın söylediklerinin tamamını dikkate alınız ve ATA'mızı küçük düşürmeyiniz,lütfen! MÜREBBİ-ÖĞRETMEN

Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.