--}}

Rule

Rule veya taksi; bir hava taşıtının kendi gücünü (motor vs.) kullanarak yerdeki yolculuğu. Bu hareket genellikle tekerlekleri üzerinde olabileceği gibi bazı hava taşıtları için kızakları ya da dubaları üzerinde (su üstünde) olabilir.

Rule veya taksi; bir hava taşıtının kendi gücünü (motor vs.) kullanarak yerdeki yolculuğu. Bu hareket genellikle tekerlekleri üzerinde olabileceği gibi bazı hava taşıtları için kızakları ya da dubaları üzerinde (su üstünde) olabilir. Bir uçak, hava alanında bir yerden diğer bir yere rule yapmak için taksi yollarını kullanır. Örneğin, havalimanı terminalinden pist yapılan yolculuk ruledir. Uçaklar Uçağın hareketi için gerekli olan itme gücü, pervanelerinden ya da jet motorundan elde edilirken, yön değiştirmesi burun iniş takımının kokpitteki bir kol aracılığıyla döndürülmesi veya bazı kuyruktan tekerlekli uçaklarda arka tekerin döndürülmesi yoluyla yapılır. Dönüş esnasında dümen de buna yardımcı olarak kullanılır. Ana iniş takımlarında yer alan frenler yardımıyla frenleme yapılır. Bazı uçaklarda yönlendirilebilir tekerler olmadığı için yön değiştirme sağ ve sol frenlere farklı basınç uygulanmasıyla (diferansiyel frenleme ile) yapılır.

Rüzgar düzeltmesi

Pek çok uçak tipinde burun dikmesi ana iniş takımlarına nazaran daha hassastır. Bu nedenle rule esnasında karşıdan rüzgar (kafa rüzgarı) alınıyorsa lövye nötr tutularak veya geri çekilerek burun dikmesine aşırı yük binmesi engellenir. Arkadan rüzgar alınıyorsa (kuyruk rüzgarı), lövye ileri itilerek yine burun dikmesine aşırı yük binmesi engellenmelidir. Karşıdan açılı şekilde esen rüzgarlarda rüzgar içindeki kanadın kalkmasını engellemek için lövye rüzgar içine, arkadan açılı esen rüzgarlarda rüzgarın aksi yöne çevrilmelidir.

Geçiş üstünlüğü

Rule esnasında geçiş üstünlüğü şu şekildedir: *

Geçiş üstünlüğü

her zaman iniş ve kalkıştaki uçaklara aittir. *

Uçaklar

karşı karşıya kalmışlarsa herkes sağa doğru manevra yapar. * Rule yapan uçaklar açı yapacak şekilde karşılaşmışlarsa, üstünlük sağda görünen uçağa aittir. Soldaki uçak bekler veya sağa manevra yaparak geçiş üstünlüğü olan uçağın arkasında yer alır. * Uçak çeken bir araçla rule yapan bir uçak karşılaştığında üstünlük uçak çeken araca aittir. * Arkadaki uçak sollama yapıyorsa, üstünlük öndeki (sollanan) uçağa aittir. Sollayan uçak, diğer uçağın kendisini görmesini sağlayacak şekilde iyice açıktan ve her zaman soldan geçmelidir. Helikopterler Kızaklı helikopterler rule yolu üzerinde havadan rule yapmak durumdayken, tekerleri bulunan tipler uçaklar gibi yerde de rule yapabilirler.

Kaynaklar

Vikipedi

Haritası

Rule koordinatları: 33.1816080, -99.8938980

Diğer anlamları

Rule

1. anlamı usul, yol; yönetim; tüzük; genelliby rule kurala göre, mince çias a rule çoğunlukla; kanun, hüküm; üçlü kuralı rule of, kanurule of three mat; alışılmış durum; âdet; çizgilik, cetvel, cetvel tahtası; kural, nizam, kaide.
2. anlamı kural. ilke. usul. yol. yöntem. adet. yönetim. egemenlik. tüzük. düzçizer. cetvel. yönetmek. hükümdarlık etmek. saltanat etmek. -e egemen olmak. hükmetmek. buyurmak. karar vermek. cetvelle çizmek.

Rule

Rule İngilizce anlamı ve tanımı

Rule anlamları

  1. (noun) To require or command by rule; to give as a direction or order of court.
  2. (a.) A general principle concerning the formation or use of words, or a concise statement thereof; thus, it is a rule in England, that s or es , added to a noun in the singular number, forms the plural of that noun; but "man" forms its plural "men", and is an exception to the rule.
  3. (a.) A determinate method prescribed for performing any operation and producing a certain result; as, a rule for extracting the cube root.
  4. (a.) Systematic method or practice; as, my ule is to rise at six o'clock.
  5. (a.) The act of ruling; administration of law; government; empire; authority; control.
  6. (a.) Uniform or established course of things.
  7. (a.) Conduct in general; behavior.
  8. (noun) To establish or settle by, or as by, a rule; to fix by universal or general consent, or by common practice.
  9. (v. i.) To have power or command; to exercise supreme authority; -- often followed by over.
  10. (noun) To mark with lines made with a pen, pencil, etc., guided by a rule or ruler; to print or mark with lines by means of a rule or other contrivance effecting a similar result; as, to rule a sheet of paper of a blank book.
  11. (a.) That which is prescribed or laid down as a guide for conduct or action; a governing direction for a specific purpose; an authoritative enactment; a regulation; a prescription; a precept; as, the rules of various societies; the rules governing a school; a rule of etiquette or propriety; the rules of cricket.
  12. (v. i.) To lay down and settle a rule or order of court; to decide an incidental point; to enter a rule.
  13. (a.) Ordibary course of procedure; usual way; comon state or condition of things; as, it is a rule to which there are many exeptions.
  14. (a.) A thin plate of metal (usually brass) of the same height as the type, and used for printing lines, as between columns on the same page, or in tabular work.
  15. (a.) A measuring instrument consisting of a graduated bar of wood, ivory, metal, or the like, which is usually marked so as to show inches and fractions of an inch, and jointed so that it may be folded compactly.
  16. (a.) A straight strip of wood, metal, or the like, which serves as a guide in drawing a straight line; a ruler.
  17. (a.) A composing rule. See under Conposing.
  18. (noun) To control or direct by influence, counsel, or persuasion; to guide; -- used chiefly in the passive.
  19. (a.) An order regulating the practice of the courts, or an order made between parties to an action or a suit.
  20. (noun) To control the will and actions of; to exercise authority or dominion over; to govern; to manage.
  21. (v. i.) To keep within a (certain) range for a time; to be in general, or as a rule; as, prices ruled lower yesterday than the day before.

Rule tanım:

Kelime: rule
Söyleniş: 'rül
İşlev: noun
Kökeni: Middle English reule, from Old French, from Latin regula straightedge, rule, from regere to direct -- more at RIGHT
1 a : a prescribed guide for conduct or action b : the laws or regulations prescribed by the founder of a religious order for observance by its members c : an accepted procedure, custom, or habit d (1) : a usually written order or direction made by a court regulating court practice or the action of parties (2) : a legal precept or doctrine e : a regulation or bylaw governing procedure or controlling conduct
2 a (1) : a usually valid generalization (2) : a generally prevailing quality, state, or mode fair weather was the rule yesterday -- N.Y. Times b : a standard of judgment : CRITERION c : a regulating principle d : a determinate method for performing a mathematical operation and obtaining a certain result
3 a : the exercise of authority or control : DOMINION b : a period during which a specified ruler or government exercises control
4 a : a strip of material marked off in units used especially for measuring : RULER 3, TAPE MEASURE b : a metal strip with a type-high face that prints a linear design; also : a linear design produced by or as if by such a strip
synonym see LAW
- as a rule : for the most part : GENERALLY

Rule ile eşanlamlı (synonym) kelimeler

Convention, Decree, Dominate, Dominion, Find, Formula, Govern, Harness, Normal, Pattern, Predominate, Prescript, Prevail, Principle, Regulation, Reign, Rein, Ruler,

Rule

İngilizce Rule kelimesinin İspanyolca karşılığı.
s. regla, ley, lineamiento, pauta, precepto, protocolo, reglamentación; instrucción; autoridad, dominio, gobernación, mando
v. regir, controlar, dar ordenes a, gobernar, jefear, regentear; decretar, estatuir, estipular, pautar, regimentar, reglamentar, reglar; tener autoridad, estar al mando, mandar; fallar

Rule

İngilizce Rule kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. règle, loi; coutume; décret; pouvoir; gouvernement; règle (décimale)
v. gouverner; dominer; régner; fixer; décider; ordonner; marquer d'une règle

Rule

İngilizce Rule kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Gesetz; Regel; Sitte; Spielregel; Bestimmung
v. herrschen; beherrschen; regieren; entscheiden

Rule

İngilizce Rule kelimesinin İtalyanca karşılığı.
s. regola, norma; canone, precetto; abitudine, consuetudine, costume; (Dir) decreto, decisione; ordinanza; governo, dominio, autorità; regolo, righello, riga
v. governare, reggere; dominare; dirigere, guidare; decidere, decretare, dichiarare; ordinare; rigare; tracciare

Rule

İngilizce Rule kelimesinin Portekizce karşılığı.
s. regra, regulamento; costume, prática comum; governo, domínio; régua
v. governar; mandar; dominar; reprimir; moderar; decidir; ordenar; reinar

Rule

f. yönetmek, hükmetmek, idare etmek, emretmek, sözü geçmek, saltanat sürmek, hüküm vermek, karara varmak, çizmek, çizgi çekmek, cetvelle çizmek, düzeyinde olmak, geçerli olmak
i. kural, talimat, kanun, prensip, hüküm, mahkeme kararı, tüzük, yönetmelik, egemenlik, idare, metre, cetvel, standart, norm, gönye

Rule

İngilizce Rule kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
zn. wet; regel; heerschappij; liniaal; omgangsvorm
ww. beslissen; beheren; regeren; liniëren

Rule

n. law, regulation; custom, common practice; government; ruler, flat tool used for measuring distances
v. govern, control; determine, decide, decree; mark with lines using a ruler

Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

Rule
Rule