--}}

Olgu

Olgu, bilimsel verilere dayalı, kanıtlanabilir özellikteki bilgidir.

Aktüel olarak ortaya çıkan, gerçekleşen olay, nitelik, bağıntı ya da durum, tartışılmaz, yadsınmaz olarak, tartışılmazca­ inkar edilemezcesine kabul edilemez şey. Olgu, gerçekleşmiş olan her şey... Olam ve olay birer olgu’dur.

Olgu deyimi bu iki yakın anlamlı deyimden daha geniş kapsamlıdır ve ikisini de içerir. Olam zaman ve yer özellikleriyle ele alınan olgu, olay zaman ve yer özelliklerinden sıyrılmış olgudur. Olmuş olan her şey olgu’dur; bundan ötürü de olgu deyimi olası, olanaklı ve düşünsel, tasarımsal deyimleriyle karşıt anlamlıdır. Çünkü bu deyimler henüz gerçekleşmemiş olanı dile getirirler; gerçekleşmeleri muhtemeldir, mümkündür ya da gerçekleştirilmeleri düşünülmektedir, tasarımlanmaktadır ama henüz olmamış’lardır ve bundan ötürü de olgu değillerdir.

Cladue Bernard “deneyimsel düşünceye yol gösterecek ve aynı zamanda onu denetleyecek tek gerçek olgulardır” der. Olay deneyim konusu olan olgu’dur, ama onun deneyimini olgu denetler; çünkü olgu betimleyici ve somut, olay’sa çözümsel ve soyuttur. Olay deney konusu, olgu ise deney sonucudur. Örneğin savaş, gerçekleşmiş olarak olgu, soyut olarak olay, belli bir yer ve zamanda geçmiş olarak olam’dır. Auguste Comte ve olgucu izleyicileri (pozitivistler) bizim algı dediğimize olgu derler. Onlara göre sadece duyumlarımız ve algılarımız dolaysız verilerdir, bunları incelemekle yetinmemiz gerekir. Kierkegaard ve varoluşçu izleyicilerine (egzistansiyalistler) göre insan anlaşılamayan ve hiçbir açıklanması bulunmayan bir salt olgu’dur. Ve kendisine yabancı bir dünya içine atılmıştır. Mantık açısından da bilim, olgulardan önermeler çıkarır ve bu önermeleri olgularla tanıtlar.

Bir olguyu açıklamak demek, onu başka olgulara indirgemek demektir. Ne var ki açıklanamayan, eş deyişle başka olgulara indirgenemeyen olgular da vardır. Örneğin herhangi bir şeyin varlığı, böylesine bir olgudur. Kızgın bir sobaya elinizi dokundurduğunuzda elinizin yandığından şüphe edemezsiniz, bunlar kesin olarak verilmiş olgulardır. Doğa bilimleri ve genellikle bilim sadece olguları açıklamakla yetinmez, onları en yalın bir biçimde açıklamaya çalışır. Bilim olguları sadece yasalara bağlamaya değil en yakın yasalara bağlamaya çalışır. Olgular, deneyin sağladığı gerçek verilerdir. Deneyimsel yöntemde olgulara dayanılır ve deneyimler ancak olgulara başvurularak denetlenebilir.

Olgu

  • Tarafsızdır
  • Yoruma açık değildir
  • Bir süreç belirtir
  • Herkes tarafından kabul edilmiştir

Örnekler

  • Atatürk 1881 yılında doğmuştur.
  • Türklerin ilk sözlüğü Divan-ı Lugat-it Türktür.
  • Atatürk 19 Mayıs 1919da Samsuna çıkmıştır.
  • Türkiyenin başkenti Ankaradır.
  • Atatürk 10 Kasım 1938de vefat etmiştir.

Diğer anlamları

olgu

Türkçe olgu kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. fact, event, phenomenon

olgu

birtakım olayların dayandığı neden ya da bu nedenlerin yol açtığı sonuç, vakıa.
düşünülmüş olanın karşıtı, olmuş olan, gerçek olan, gerçekleşmiş olan, vakıa.

olgu

Türkçe olgu kelimesinin Fransızca karşılığı.
fait [le], cas [le], épisode [le], phénomène [le]

olgu

Türkçe olgu kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Erscheinung, Fakt, Faktum, Sachverhalt, Zeichen

olgu

1 . Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa:
"Bilim yoluyla olguları kavrayıp sıralayabiliriz."- O. Hançerlioğlu.
2 . Varlığı deneyle kanıtlanmış şey.
3 . edebiyatEdebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş.


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.