--}}

Odysseia

Odysseia, Truva’nın düşmesinden 10 yıl sonra Ithaca’ya evine dönene kadarki maceralarını anlatır. Odysseus, kuzeybatı Yunanistan’ın kıyılarının karşısında bulunan Ithaca adasında doğdu. Babası Learthes, annesi Antikleia idi. Bir gün Odysseus, dedesi Autolykos’a konuk olarak gitti. Orada bir yaban domuz avına katıldı ve bacağından yaralandı. İşte yıllar sonra Ithaca’ya döndüğünde bu yara izi dadısı Eurykleia tarafından tanınacaktır. On yıl süren Truva savaş

Odysseia, Truva’nın düşmesinden 10 yıl sonra Ithaca’ya evine dönene kadarki maceralarını anlatır. Odysseus, kuzeybatı Yunanistan’ın kıyılarının karşısında bulunan Ithaca adasında doğdu. Babası Learthes, annesi Antikleia idi. Bir gün Odysseus, dedesi Autolykos’a konuk olarak gitti. Orada bir yaban domuz avına katıldı ve bacağından yaralandı. İşte yıllar sonra Ithaca’ya döndüğünde bu yara izi dadısı Eurykleia tarafından tanınacaktır.

On yıl süren Truva savaşında Odysseus, savaşçı, ordu komutanı, danışman elçi ve arabulucu gibi görevleri üstlendi. Savaş süresince evinden ayrı kaldı ve on yıl daha evine dönemedi. Odysseus Ithaca’daki evine tam yirmi yıl sonra dönebilecekti. Odysseus’un Truva savaşındaki en önemli görevi, Truva Şehri’nin ele geçirilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, parlak zekasını kullanarak tahta at fikrini ileri sürmesi idi. Atın yapımından sonra atın içine ilk giren de Odysseus’du. Truva düştükten yakılıp yağmalandıktan sonra ganimetler paylaşıldı, fakat Akhilleus’un yenilmezliğini pekiştiren Hephaisthos’un yaptığı güçlü silahların kimde kalacağı karmaşası yaşandı. Akha komutanları arasında Thetis, Akhilleus’tan sonraki en yaman savaşçı kimse o alsın istemişti. O’da Telemon’un oğlu Aeias idi. Ama Agememnon ile Menelaos ne yapıp edip bu benzersiz silahları Odysseus’a verdiler. Daha sonra Akna yiğitleri belli süreler ve serüvenler yaşayarak yurtlarına döndüler. Yalnız Odysseus bir türlü evine dönemedi ve bir on yıl daha denizlerde süründü. Truva’dan filoya katılarak ayrıldı. Yola çıkış günü Agememnon ile Menelaos arasında görüş ayrılığı vardı ve Menelaos Nestor ile birlikte denize açıldı. Odysseus ise arkalarından onları izledi. Tenedos’ta onlardan ayrıldı ve Truva’ya geri döndü ve Agememnon’un filosuna katıldı. Denize açıldıktan sonra çıkan kuvvetli bir fırtına onları ayırdı. Odysseus on iki gemisiyle Trakya’daki Kikonların ülkesine çıktı. Ismaros kentini aldı, halkını öldürdü fakat sadece Apollon’un rahibi Maron’u öldürmez. Ondan on iki küp Ismaros şarabını armağan olarak alır. Bu şarap sonraları tek gözlü dev Polyphemos’u sarhoş etmeğe yarayacaktır.

Gece dağdan inen Kikonların saldırısına uğradılar ve o gece Odysseus altı adamını kaybetti. Odysseus acele yok alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzereyken sert bir poyraz fırtınası onu önce Kythera adasına atar. Burası Lotus yiyenlerin adasıydı. (Lotus tadına bakanın vazgeçemediği bir bitki) Yerliler Odysseus’un arkadaşlarına lotus denen yemişten yedirdiler ve bu yemiş onlara dönüş planlarını, isteklerini unutturdu. Adamları hep orada kalmak istedi. Odysseus uyuşmuş adamlarını zor kullanarak gemilere bindirdi ve kuzeye doğru yola devam ettiler. Yolda keçilerle dolu bir adaya çıktılar ve burada et kumanyası yaptılar. Odysseus yanına on iki adamını alarak bu adanın az ötesinde bulunan Kyklop’ların yani Tepegözlerin yaşadığı bölgeye gitti. Buldukları büyük bir mağaraya girdiler. İçeride buldukları büyük bandıra onları sevindirdi. Akşam olunca bir dev olan kyklop sürüsüyle birlikte mağarasına döndü ve mağaraya girip, girişe büyük bir kaya yerleştirdi. Sonra da yakalayabildiği Odysseus’un arkadaşlarını birer birer yemeğe başladı. Odysseus, devi yanlarında getirdikleri Ismaros şarabı ile sarhoş etti ve tek gözünü çıkardı. Odysseus ve kalan adamları , mağaradaki sürünün arasına karışıp devin bacaklarının arasından dışarı çıktılar. Ama bu dev denizler tanrısı Poseidon’un oğluydu. Oğlunun kör edilmesine çok kızdı ve ileride Odysseus’un eve dönüş yolundaki gecikmelerine sebep oldu. Diğer Cyclop’lar limandan söktükleri kocaman taşları arkalarında denize attılar ve Tepegözlerin adasından yeller tanrısı Aiolos’un adasına çıktılar. Aiolas onları çok iyi ağırladı ve içine bütün rüzgarların saklı olduğu bir tulum hediye etti. Veda günü de arkalarından bir veda yeli salarak gemileri uğurladı. Odysseus uykuya dalınca tayfaları merakla tulumu açtılar ve bütün rüzgarlar serbest kalınca korkunç bir fırtınanın esmesine neden oldular. Aiolos adasına ikinci çıkışlarında ise kovalandılar. Odysseus’un filosu altı gün boyunca kürek çekerek kuzey yönünde yol aldılar ve Laistrygon’ların ülkesine vardılar.Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı limanında kralın kızı olan bir dev ile karşılaştılar. Kız babasına haber verdi ve Odysseus ‘un tayfası bu kez de dev yamyamların saldırısına uğradı. Limandaki bütün gemileri bu acımasız yamyam devlerce parçalandı ve içindeki tayfaları öldürüldü. Yalnız limanın dışında demirlenmiş olan Odysseus’un gemisi ve tayfası kurtulur. Elindeki tek gemiyle kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıktılar. Burası büyücü Kirke’nin yaşadığı bölgeydi. Odysseus, Güneş tanrısı Helios ile Okeanos’un kızı Perseis’ten doğan Kirke’nin yanında kaldı. Güzel Kirke, Odysseus’un arkadaşlarını domuza çevirdi. Tanrı Hermes, Odysseus’a yardım etti ve Kirke’yi nasıl yeneceğini öğretti. Kirke, Odysseus’a zehirli bir şarabı içirecekken içinde Hermes’in, onunda domuz şekline dönmemesini sağlayacak “Malu” bitkisini atacak ve kılıcıyla Kirke’ye saldırıp,kendisine ve arkadaşlarına kötülük yapmayacağına dair yemin ettirecekti ve böyle de oldu. Kirke Odysseus’dan çok etkilendi ve domuza çevirdiği tayfasını eski haline çevirdi ve Odysseus’la bir yıl birlikte yaşadı ve Kirke’den bir oğlu oldu ama Odysseus’un arkadaşları artık eve dönmesi gerektiğini hatırlatınca Kike razı oldu ama bir şartı vardı. Ölüler ülkesine (Hades) gidip bilici Teiresia’nın ruhuna danışacaklardı. Hades’e gidildi. Odysseus, birkaç koyun kesip hayvanların kanını bir hendekte topladı. Kan kokusunu duyan ruhlar geldiler, Theiresias gelinceye kadar bekledi. O da gelince kalanları kılıncıyla kovaladı. Sonunda Thebaili bakıcı geldi ve ona danıştı. Bir süre sonra yemyeşil bir adaya geleceklerini, oradaki Helios’un otlayan sığırlarına kesinlikle dokunmamaları öğüdünü aldı ve tekrar Aiaie’ye döndü. Buna karşılık Kirke, Odysseus ve adamlarına ileride karşılaşacakları tehlikeleri haber verdi ve onları hazırladığı yola çıktıktan hemen sonra Kirke’nin bahsettiği yarı kuş, yarı kadın şeklindeki Sirenlerin dayanılmaz şarkılarından korunmak için Ulysses’in adamları kulaklarını tıkadılar, Odysseus’un kendisi de kendini geminin direğine bağlattı. Sirenlerin şarkısını söylediyse de, bunun için çok yalvardıysa da onu duymayan adamları ipleri daha sıkı bağladılar ve bu şekilde kurtuldular, daha sonra Sicilya ve İtalya arasındaki yüksek uçurumdan ibaret bir geçide geldiler. Uçurumdan birisi olan Scylla’nın 20 ayak uzunluğundaki ayakları mağaradan aşağı sallanıyordu, 5 kafası ise gelen gemileri görebilmek için her yöne bakacak şekildeydi. Diğer tarafta Charybdis oturmaktaydı e günde üç kez suya gidip çıkardı. Gemi tam geçitten geçerken, Scylla boynunu uzatıp bir adamı alıp dişleri arasında parçaladı. Odysseus, güneşe adamak için kutsal sığırlardan birini kesti. Akıntıyla gemi Charbydis’e yaklaştı ve o da kurban edilmiş sığırı aldı böylece Odysseus kurtuldu. Daha sonra Güneş tanrısı Helios’un beyaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına çıktılar. Yel esmediği için bir süre orada kaldılar. Odysseus adamlarına aldığı öğüt uyarınca sığırlara kesinlikle dokunmamalarını söylediyse de kumanyaları tükendiğinde kendisi keşifte iken tayfaları birkaç sığırı kestiler. Theiresias’ın da bildiği gibi bu olay (sığırları kesme) onların ölümüne sebep olacaktı. Gemi yola çıkar çıkmaz tanrı Zeus tarafından fırlatılan güçlü bir yıldırım gemiyi paramparça yaptı, tayfaların hepsi boğuldu. Odysseus, sağ kalmak için kırık yelken direğe tutundu ve akınlarla Khrybdis geçidini bir daha aştı. Bu sırada devamlı hayaller gördü. Gördüğü hayallerde ülkesini, Ithaca’yı ve karısı Penelope’yi gördü. Dokuz gün daha denizde çalkalandıktan sonra perinin yanında geçirdi. Calypso Ogygia adasında saltanat süren bir periydi ve Odysseu’u sevmişti. Ondan burada birlikte kalmalarını, Odysseus’unda kocası olmasını istedi. Eğer Odysseus bu teklifi kabul ederse Calypso onu ölümsüz yapacaktır. Sonsuz hayatı vaat etmişti.Calypso Odysseus’a, fakat o bu teklifi reddetti. Malta adasındaki bu esareti, Atena’nın Zeus’a yalvarması üzerine sona erdi. Zeus tarafından görevlendirilen Hermes, Calpso’ya Zeus’un emrini iletir. Aksi taktirde Zeus’un öfkesini üstüne çekecektir. Calpso bunun üzerine kayalıklardan ağlayan Odysseus’u yanına çağırdı ve artık özgür olduğunu söyledi ve adadan ayrılması için sal yapmasına yardım etti ve yanına yeterince kumanya verip yola çıkmasını sağladı. Odysseus’u tekrar denizde gören Poseidon bir fırtına ile Salı batırdı. Fakat, tanrıça Ino’dan yardım gören Odysseus, yüzerek dürüst ve iyi halk olan Phaecian’ların adasına çıktı. Phalak prensesi Nausikaa arkadaşlarıyla ırmak kıyısında top oynamaya gittikleri bir gün, top ırmağın gerisindeki koruluğa düştü ve orada günlerce yüzmekten yorgun Odysseus’u uyandırdılar. Uyanınca hizmetçi kızlar kaçıştılar, yalnız Nausikaa, erkekliği yosunlarla örtülü Odysseus’tan ürkmedi. Nausikaa hizmetçilerine bu yakışıklıyı iyice yıkamalarını, sonra da giydirmelerini söyledi. Temizlenen Odysseus, prensese daha bir çekici gözüktü ve sonunda gönlünü ona kaptırdı. Nausikaa, Odysseus’a saklanmasını, dedikodulardan çekindiğini söyledi. Prensese olumlu yanıt verdi. Alkinoos’un sarayına gitti. Odysseus krala her şeyi anlattı. Kim olduğunu, maceralarını, tek arzusunun yıllardır ayrı kaldığı ve sevdiği karısının yaşadığı Ithaca’ya dönmesi gerektiğini söyledi. Bunu duyan Nausikaa’nın tüm hayalleri yıkıldı. O akşam Odysseus karnını iyice doyurduktan sonra rahat bir uyku çekti. Aylarca yumuşak bir döşek görmemiş gövdesi sabaha kadar aralıksız uyudu. Ertesi gün Phalak komutanları sarayda toplandılar ve Odysseus’tan serüvenlerini anlatmasını istediler. Komutanlar ona acıdılar. Daha sonra Alkinoos’un emriyle iyi yürekli Phaecion’lar gemilerinden biriyle Odysseus’u Ithaca’ya yurduna götürmek için yola çıktılar. Buna kızan Poseidon gemiyi yolda taşa çevirdi.

Odysseus Ithaca’ya sağ salim ulaştı. Yanına Athena geldi ve karısının zor durumda olduğunu taliplerin onların evinde Penelope ile evlenmek için yarıştığını tüm servetlerini tüketecek derecede yiyip içtiklerini anlattı. Athena Odysseus’u çoban Eumaios’un yanına götürdü ve çoban onu yaşlı bir dilenci kılığına soktu. Daha sonra Menelaos’un sarayına giden Athena, Telemakhos’a Ithaca’ya dönmesini söyledi. Telemakhos aceleyle Sporta’dan ayrılıp ülkesine döndü. Athena küçük bir oyun oynayarak Telemakhos’u çoban Eumaios’un kulübesine yolladı. Karşılaştığı yaşlı dilencinin babası olduğunu anlamadı. Athena kısa bir süre için Odysseus’u normal şekline soktu.Baba oğul kucaklaşıp neler yapacaklarını kararlaştırdılar. Sarayda bir sürü talip vardı, hepsiyle de başa çıkmak imkansızdı. Ertesi gün saraya gitti onu sadece köpeği “Argos” tanıdı. Çok heyecanlanan köpek sevincinden Odysseus’un kollarında ölüverdi. Sarayda bulunanlar yaşlı dilenciyle alay ettiler onu itip kaktılar. Penelope ona acıdı ve ayaklarını yıkaması için bir zamanlar Odysseus’un dadısı olan yaşlı Eurykleia’yı çağırdı. Dadı Odysseus’un ayaklarını yıkarken ayağındaki yara izinden Odysseus’u tanıdı. Athena yine küçük bir oyun oynayıp Penelope’nin bir sınav yapacağını ve sınavı kazanan taliple evleneceğini açıklamasını sağladı. Tüm talipler ve Odysseus sıraya girdiler sınavda Penelope kocasının eski yayını gerebilen ve fırlattığı oku on iki halkadan geçirebilenle evleneceğini açıkladı. Tüm talipler denedi ve başaramadı. Sıra Odysseus‘a gelince hiç zorlanmadan yayı çekti ve on iki halkadan geçirdi. Odysseus yayı tekrar çekti ve adamları tek tek öldürdü. Oğlu Telemakhos’da ona mızrağıyla yardım etti. Athena’nın da yardımıyla talipleri öldürdüler.

Penelope onun Odysseus olduğuna inanmıyordu ve onu sınamak için Eurıkleia’ya yatağı yerine yerleştir dedi. Odysseus bu lafa çok sinirlendi çünkü yatağı kendisi bir sütun kalınlığında zeytin ağacından yapmış ve bu ağacın etrafını duvarla çevirip yatak odası yapmıştı. Sonra ağacın tepesini kesmiş gövdesini tunç baltayla düzeltmişti ve cilalamıştı. Yani yatak yerinden hareket edemezdi.

Odysseus’un anlattıkları onun gerçek kimliliğinin deliliydi. Çünkü bu yatağın özelliklerini sadece Odysseus ve Penelope biliyordu.

Karı-koca yatağa uzanıp sabaha kadar birbirlerine başlarından geçen olayları anlattılar

Sabah’tan itibaren kapılarının önünde ölen taliplerin akrabaları toplanmaya başladı, ölülerini alıp ağıtlar yakıyorlardı ve intikam almak istiyorlardı. Oysa olayları izleyen Zeus’un kızı tanrıça Athena barış yapmaları gerektiğini yoksa Zeus’un kızacağını ve lanetini üzerlerinde eksik etmeyeceğini açıkladı bunun üzerine barış sağlandı ve Ithaca’da artık şenlik havası vardı.

İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

Odysseia
odysseia