--}}

Lars Von Trier

1995 yılında Thomas Vinterberg, Kristian Levring, Soren Kragh Jacobsen ile birlikte Dogma 95 manifestosuna imza atan Lars Von Trier, son filmi “Karanlıkta Dans” ile, kimilerince manifestoya ihanet ettiği ya da “tükürdüğünü yaladı” yorumu noktasında eleştirilse de, başta Cannes jürisi olmak üzere pek çok eleştirmenden tam not aldı.

1995 yılında Thomas Vinterberg, Kristian Levring, Soren Kragh Jacobsen ile birlikte Dogma 95 manifestosuna imza atan Lars Von Trier, son filmi “Karanlıkta Dans” ile, kimilerince manifestoya ihanet ettiği ya da “tükürdüğünü yaladı” yorumu noktasında eleştirilse de, başta Cannes jürisi olmak üzere pek çok eleştirmenden tam not aldı.

Teknolojik gelişmeler sonucunda sinema kültürüne hakim olan “sinema bir yanılsamadır.” anlayışı başta olmak üzere, burjuva ideolojisine dayalı olan bireysel, auteur ve tür sinemasına, yıldız oyunculara, yapay ışık ve mekan tasarımlarına ve de yüzeysel aksiyon sahnelerine dayalı günümüz sinemasına hakim olan trende bir karşı duruş sergileyen ve bu anlamda anti-Amerikan bir çizgide duran Dogma 95, doğal mekan, doğal ışık ve ses, el kamerası ve 35mm film formatı kullanmak gibi, film yapımıyla ilgili katı kuralları kapsıyor.

Manifestodan sonra çektiği filmlerinde kurallara harfiyen uyan Trier, bir anlamda yanılsama ve gerçeklik arasındaki uçurumu ve bu uçurumun gerçek hayatta sebep olduğu kötü sonuçları ele aldığı “Karanlıkta Dans” ile, aslında, kuralları çiğnemekten ziyade, kuralların altında yatan felsefik anlayışa sinemasal bir yorum getirdiği söylenebilir.

Filmografisi içerisinde “Karanlıkta Dans”ın ( Dancer in the Dark ) dışında “Suç Unsuru” ( The Element of Crime, 1985 ), “Avrupa” ( Europa, 1992 ), “Krallık” ( The Kingdom, 1994 ), “Dalgaları Aşmak” ( Breaking the Waves, 1996 ), “Salaklar” ( The Idiots, 2000 ) gibi özgün ve çarpıcı görsel anlatımlarıyla dikkat çeken filmlerin yer aldığı Lars Von Trier, hiç şüphesiz, Carl Theodore’den sonra Danimarka sinemasının uluslararası alanda en fazla üne sahip yönetmeni.

Sinema kariyerine 80’li yıllarda başlayan Trier, Kopenhag Üniversitesi ve Danimarka Film Okulu’nda sinema eğitimi aldı. 1982 yılında ilk sinema filmi olan “Suç Unsuru”nu ( The Element of Crime ) gerçekleştiren genç yönetmen, Alman Dışavurumculuk akımı ile Amerikan film-noir türünün başarılı bir sentezi olan bu filmiyle büyük övgü topladı. O yıllarda oyunculuklar ve senaryodan ziyade yapım ve kamera kullanımı üzerinde duran Trier, 1987 yılında çektiği “Salgın” ( 1987 ) adlı filminde, soğuk atmosfer ve karakterlerle film-noir türünün izini sürerek hızla yayılan bir salgını ele aldı.

1991 yılında çektiği ve başrolünde, daha sonra birçok kez birlikte çalışacağı Jean-Marc Barr’ın yer aldığı “Avrupa” ( Europa ) ile II. Dünya Savaşı sonrası Amanya’sında, karanlık dehlizler içerisinde yapılan bir tren yolculuğunu ekrana yansıttı. Savaşa, zalim Almanya – kahraman Amerika perspektifli daha önceki filmlerden farklı olarak, sömürülen ve yok edilmeye mahkum edilen Almanların gözüyle yaklaşmayı deneyen Trier, bu filmiyle Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülünün sahibi oldu.

1996 yapımı “Dalgaları Aşmak” ( Breaking the Waves ) filmiyle tarzını değiştirerek, daha çok oyunculuklar ve senaryoya ağırlık veren yönetmen, Dogma 95 kurallarını başarıyla uyguladı. Din ve aile baskısı altında ezilen genç bir kadının, kendisini yatalak kocasına adamasını konu alan film, özellikle din ve sevgi kavramlarını acımasızca irdeleyen senaryosu ve de kocası uğruna erkeklerle yatan Bess ( Emily Watson ) karakteriyle, pek çok kesimin ağır eleştirisine uğradı.

Korku, melodram, gizem ve sürreal gerçeklik gibi unsurları harmanladığı dört bölümlük “Krallık” ( The Kingdom ) adlı Danimarka yapımı film serisiyle, bir anlamda David Lynch’in “İkiz Tepeler” dizisine Avrupa saflarından cevap veren Trier, 2000 yılı içerisinde çektiği “Salaklar” ( The Idiots ) ile çevreden gelecek tepkilere karşılık salak taklidi yaparak özgürce hareket eden gençlerin yaşamını konu aldı. Özellikle çıplak sahneleri itibariyle, “Dalgaları Aşmak”tan sonraki ikinci büyük muhafazakar tepkiyle karşılaşan yönetmen, aynı yıl içerisinde, “Karanlıkta Dans” ( Dancer in the Dark ) adlı müzikal filme imza attı.

Başrollerinde Björk ve Catherine Deneuve gibi iki ünlü ismin yer aldığı filmde, Selma adlı kör bir fabrika işçisinin fantastik iç dünyası konu alınıyordu. Ünlü oyuncuları, yapay ışık ve efekt kullanımıyla, daha önceki çizgisinden büyük bir sapma gösteren Lars Von Trier’in şu andaki hedefi, hayatının en büyük projesi olarak gördüğü “Dimension” adlı filmi bitirebilmek.

Filmografi 2003 Dogville 2001 Von Trier's 100 øjne 2000 De Udstillede 2000 Dancer in the Dark 1999 Kopisten 1999 Foot on the Moon 1998 De Ydmygede 1998 Lars from 1-10 1998 Idioterne 1997 Tranceformer - A Portrait of Lars von Trier 1996 Breaking the Waves 1991 Europa 1988 Epidemic 1984 Forbrydelsens element 1982 Befrielsesbilleder 1981 Den Sidste detalje 1980 Nocturne 1980 Kaptajn Klyde og hans venner vender tilbage 1979 Menthe - la bienheureuse 1977 Orchidégartneren

Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

Lars Von Trier
Lars Von Trier