Homoseksüellik

Psikolojik açıdan bakıldığında, insan denen yaratığı dişi veya erkek diye ayırmak pek kolay değildir. Çünkü erkeksi kadınlar da, kadınsı erkekler de vardır. Fakat bu tip erkek ve kadınların mutlaka homoseksüel olmaları gerekmez; bunda daha başka, daha önemli etkenler rol oynar.

Erginlik çağından birkaç yıl sonra görülebilen genç kızların ve delikanlıların kendi cinsleriyle kurdukları yakın ilişkiler, genellikle ciddi birer sorun değildir. Çünkü bu ilişkiler heteroseksüel (karşı cinse duyulan cinsel ilgi) sevgiye bir geçiş devresidir. Bu ilişkilere bazen geçici homoseksüellik de denir. Fakat bu, bilimsel şekilde kanıtlanan gerçek homoseksüellikten farklıdır.

Geçici homoseksüellik erkeklerden çok kadınlarda görülür. Oysa ki gerçek homoseksüellik veya sapıkça bedensel sevgi daha çok erkeklere özgü bir durumdur. Kinsey, homoseksüelliğin erkeklerde, kadınlara oranla üç kat daha fazla görüldüğünü söylemektedir. Homoseksüelliğin Japonya'da eski bir tarihi vardır; fakat milletlerin homoseksüelliği ile ilgili kesin istatistikler olmadığı için, bunun İngiltere ve Amerika'ya oranla Japonya'da daha az yaygın olduğu, ama gitgide burada da yayıldığı düşünülmektedir.

Bazı homoseksüeller karşı cinse hiç ilgi duymazlar, bazıları ise bir dereceye kadar karşı cinse yaklaşabilirler. Bir kısmı cinsel ilişkilerde kendi cinslerinin gerektirdiği gibi davranırlar, bir kısmı ise karşı cinsin rolünü üzerlerine alırlar. Homoseksüel ilişkilerin çeşitleri, erkekte ve kadında farklıdır. Erkek homoseksüeller tarafından en fazla yeğ tutulan yöntem, penisin anüse sokulmasıdır. Başka homoseksüel teknikler arasında cinsel organların ağız ve elle uyarılmaları, normal kadın ve erkek arasında uygulanan teknikler vardır.

Penis-anüs birleşiminde gönüllü olarak kadının rolünü üzerine alan erkek, kendisini bir erkek saysa bile, psikolojik açıdan bir kadının yapısına sahiptir. Böyle bir homoseksüel erkek, kadınları bile kıskanabilir.

Cinsel organlarını birleştirmeyen kadınlarda, cinsel ilişkiler, öpüşmeler ve basit vücut temaslarına bağlı kalır. Fakat uzun deneylerden sonra, cinsel organların ve göğüslerin ağız ve parmak uyarmaları hoşa gider. Kadınlar arasındaki cinsel ilişkiler pettingi andırır.

Bu konudaki savların aksine, ender durumlarda erkeklik organının yerini tutan bir alete başvurulur. Psikolojik açıdan kadın homoseksüellerden biri erkeğin, öteki ise kadının rolünü üzerine alır. Fakat fizyolojik açıdan her ikisinin de davranışları aynıdır. Onun için kadınlarda gerçek aşırı anormallikler daha enderdir. Erkeklerde ise çok fazladır.

Bu ve başka nedenlerden dolayı bazı ülkelerde homoseksüellik lanetlenmiştir ve erkekler arasındaki sapık ilişkiler, ağır şekilde cezalandırılmaktadır. Buna karşılık kadınlar arasındaki homoseksüellik daha çok hoşgörüyle karşılanmaktadır. Kadın homoseksüellere, Yunanlı kadın şair Sappho'nun vatanı olan Lesbos Adasfna gönderme yapılarak "Lesbien" de denir.

İstediği kadar cinsel yaşam günümüzde sadece üremek amacını gütmesin, sağlıklı bir evliliğin gereklerinin yerine getirilmesi şarttır. Çoğunlukla erkek olan eski filozoflar, kendi cinsleri ile ilişki kurmaktan gurur duyarlardı. Bunlar kendi cinslerini kadınlardan daha yüksek gördükleri için, homoseksüel ilişkileri olumlu karşılarlardı.

Eğer gerçekten buna inanmışlarsa, saçma bir şeyi ileri sürmüşlerdir. Bunlar belki yukarda sayılan nedenlerden, homoseksüel sevgiyi aramışlar ve onu kibar bir kılıfa sokmak için kaypak sözlerle güzelleştirmişlerdir.

Erkekler ve kadınlar homoseksüel sevgiyi şu nedenlerle yeğ tutar:

1. Karşı cinsle temas, bazı özel durumlar yüzünden ya çok zordur ya da olanaksızdır. 2. Karşı cinsi elde etmek alanında, kendine güvensizlik. 3. Karşı cinsle normal cinsel yaşam ve zevk almak, denemesinde başarısızlık. 4. Hemcinsinin erojen bölgelerinin en hassas noktalarını bilmek ve hemcinsine, karşı cinsten daha çok zevk verebilmek. 5. Anormal merak ve duygular. 6. Uzun süren ruhsal homoseksüelliğin sonucu. (Eskiden gebelik korkusu olmadan tam anlamıyla zevk alabilmek nedeniyle de homoseksüelliğe başvurulmuştur.)

Başka nedenleri incelemeden, mutlaka homoseksüel ilişkilerde direten ve karşı cinse hiç ilgi göstermeyen kimselerin, zayıf insanlar oldukları söylenebilir. Hemen bütün biseksüel (karşı cinse de yakınlık gösteren homoseksüeller) kişiler, cinsel zevki ararlar ve geçmiş deneyler ve bağlantılardan kendilerini kurtaramazlar. Çünkü zayıf bir karakterleri vardır.

Geçici bir homoseksüellik devresi sürdüren bütün gençler mutlaka burada kalmazlar. Eğer sağlıklı bir evlilik yaşamını ararlarsa, anormal bağlantılarını, ruhsal disiplin ile olanaklı olduğu kadar çabuk koparmaya çalışırlar. Kendi kabuklarına çekildikleri ve çaba göstermedikleri takdirde, hiç bir zaman bu sorunu çözebilmek için bir çıkar yol bulamazlar.

Kaynak

bilgilik.com

Darwin teorisi homoseksüellikte ‘çuvallıyor’ mu?

Birçok hayvan, doğrudan iki cinse ayrılmaz. Örneğin bir mercan kayalığında, balıklar aynı anda ya da farklı zamanlarda hem yumurta hem de sperm üretir. Kuşlar ve memeliler gibi görece daha sosyal canlılar arasında sperm transferinin sağlanması için, ille de cinsel birleşme gerekmiyor.

Homoseksüellik her 10 türden 1’inde var. Bazı türlerde homoseksüellik çok yaygın değilken, bonobonlar gibi bazılarındaysa heteroseksüel ilişki kadar sık yaşanır. Dişi bonobon maymunları, genital organlarını düzenli aralıklarla birbirlerine sürterler.

Omurgalılar arasında homoseksüelliğin bu kadar yaygın oluşu, bu özelliğin genetik bir temele sahip olması durumunda, yalnızca birkaç türde görülen sapkın bir davranış olmadığı olasılığını da beraberinde getirir. İnsanlardaysa, homoseksüellik ‘cinsel bir sapkınlık’ olarak kabul edilemeyecek kadar çok yaygın.

İlk kez Haziran 1997’de, lezbiyen ve eşcinsellerin yaptığı bir gösteriye katıldım. Bu yürüyüş, gördüklerim arasında en büyüğüydü. Her 10 kişiden birinin lezbiyen ya da gay olduğunu duymuştum, ancak hep bu sayının abartılı olduğunu düşünürdüm. Burada ilk kez, eşcinsellerin sayısının aslında sanılandan çok fazla olduğunun farkına vardım.

Bu denli gay ve lezbiyen, bir biyolog olarak benim için hep bir sorun olmuştur. Benim dalım, normal olarak, homoseksüelliğin açıklanamayan bir anomali olduğunu kabul eder. Eğer cinsel birleşmenin amacı üremekse ki bu standart açıklamadır, bu gayler nasıl oluyor da varlar?

Kimileri, bu kişilerin ‘kusurlu’ olduğunu ve gelişimlerinde bir sorunun ya da çevresel etkenlerin cinsel eğilimlerini yanlış yöne çevirdiğini öne sürebilir. Durum gerçekten böyleyse, o zaman, gay ve lezbiyenler, türümüzün evrimi tamamlanana kadar bir süre daha bizimle yaşayacak ve doğal seleksiyonun, Darwin’in ‘düşük gelişimli’ olanları budamasını bekleyecekler.

Darwin yanıldı mı?

Durun bir dakika. Homoseksüelliğin evrimsel bilmecesi hakkında kafam karışmaya başlıyor. Eğer bir kuram bu kadar çok insanda bir sorun olduğunu iddia ediyorsa, belki de sorun o insanlarda değil, kuramdadır.

Birkaç aya kadar cinsiyetini değiştirmiş bir kadın olarak ortaya çıkacaktım. Stanford Üniversitesi'ndeki profesörlük görevimden atılıp atılmayacağımı ve sonunda kendimi bir transseksüel barında garson bulup bulmayacağımı bilmiyordum. Sonunda işimden atılmadım- tüm yönetici sorumluluklarımın alınmasını saymazsak- ve ardından da, evrimin cinsiyet ve cinselliği nasıl değiştirebildiğiyle ilgili daha fazla inceleme yapacak vakit buldum.

Özellikle Darwin’in cinsel seleksiyon kuramına kadar giden evrimsel teorinin yanlış bir yol izlediğini saptadım ve tamamen yanlış ilan edilmesi gerektiğini açıkladım. Birçok biyolog, cinsiyet ve cinsellik üzerine pek çok yeni bulgu bulduysa da, hiçbiri, Darwin’in cinsiyet seleksiyon kuramının tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyecek kadar ileri gitmedi.

Darwin’in düşüncelerinde göze çarpan iki eksik var.

Bilim adamı 1871’de, ‘Kadınlar, daha çekici, güçlü ve yetenekli erkekleri seçerken, erkek de kendi cinsine selektif çiftleşmeyle güzellik katabilir’ diye yazmış ve şöyle devam etmişti: ‘Neredeyse tüm erkek hayvanlar, dişilerden daha güçlü tutkuya sahiptirler. Dişiyse erkeğe göre daha az azimlidir ve çekingendir.’

Gerçek hayat nasıl?

Bilim adamının bu görüşlerine göre, erkekler ve kadınlar, yakışıklı bir savaşçıya karşı temkinli ama göze çarpan hanım kız rolleriyle birbirlerine uyuyorlar.

Ama gerçek hayat bundan çok daha geniş eksenlidir. Bizimki de dahil birçok türde kadınlar daha pasif değil ve erkekler de birer Arnold Schwarzenegger olmak için ölmüyor.

Kadınlar oldukça sık erkekleri baştan çıkarıyor, erkekler de oldukça sık buna kanıyor.

Dahası, cinslerin üstlenmeleri beklenen roller değişiyor. Hatta Darwin’in, jakana kuşlarında belirttiği gibi, kimi zaman dişiler daha gösterişli, erkeklerse sönük ve sıkıcı olabilirler.

Gerçekteyse birçok hayvan, doğrudan iki cinse ayrılmaz. Örneğin bir mercan kayalığına baktığınızda, balıkların aynı anda ya da farklı zamanlarda hem yumurta hem de sperm ürettiğini görebilirsiniz. Bunlara sırasıyla ‘eş zamanlı’ ya da ‘ardışık hermafroditler’ denir ve yumurta veya sperm üretmelerine bağlı olarak cinsiyet değiştirdikleri öne sürülür.

Üçüncü tip?

Aslında bitkiler de dahil çok hücreli organizmalar arasında en çok rastlanan vücut yapısı, tek bir varlığın, yaşamı boyunca hem erkek hem de dişi gametler üretebilmesidir. Bu yüzden de bir varlığın kesin olarak ‘dişi ya da erkek’ olarak tanımlandığı durumlar, örnek teşkil etmemelidir.

Türler, erkek ve dişinin farklı tiplerini de ortaya koyabilir. Böyle türlerdeki erkeklerin tümü sperm üretirler, ancak vücut yapısı, renk, morfoloji, davranış ve yaşam geçmişleriyle o kadar çok farklılık gösterirler ki tecrübesiz bir bilimci, bunları farklı bir tür olarak bile tanımlayabilir. Aynı şey, yumurta üretmeleri dışında hiçbir ortak yanları olmayan kimi dişiler için de geçerlidir.

Darwin’in anlayışındaki ikinci sorun, kuşlar ve memeliler gibi görece daha sosyal canlılar arasında sperm transferinin sağlanması için, ille de cinsel birleşme gerekmediği gerçeğidir.

Çiftler arasında kaç kez birleşme yaşandığını ve buna karşılık olarak dünyaya gelen yavruları saymayı deneyin. İnsanlarda örneğin 50 yıllık evli, 2 çocuğu olan ve mesela her perşembe seks yapan bir çifti ele alalım. 50 yıl sonunda 2.500 kez sevişmiş olmaları gerekir. Kulağa inanılmaz mı geliyor?

Eğer düzenli bir cinsel yaşamın bu 2 çocuğu büyütmek için daha sağlıklı bir ilişki getirdiğini düşünürsek aslında mantıklıdır. Benzer olarak kuşlarda ve primatlarda ve hatta her yerde, birçok çiftleşme bir dölün yaratılmasının olanaksız olduğu dönemlerde meydana gelebiliyor.

Araştırmamın bu kısmında, Darwin’in cinsiyetlerle ilgili tamamen yanılmış olabileceğini düşünmeye başladım. Bence hayvanların sosyalleşmeleri, ‘üreme fırsatına’ erişme üzerine kurulu; bu fırsat hayvanların üreme için gereksinim duydukları besin ve yuva gibi unsurları da içeriyor. Kontrol ettikleri tüm kaynakları doğrudan kullanan hayvanlar, aynı kaynaklardan, diğerlerinin yardımını çekmek için de faydalanabilirler.

Dahası, hayvanların bu sosyalleşme dinamikleri, aynı ve karşı cinsteki hayvanları işbirliği ve arkadaşlık bakımlarından nereye yerleştireceği yönünde kararlar vermelerini de sağlar. Bu işbirliği çabaları, aileler ve küçük gruplar için farklı yapıların oluşmasını da beraberinde getirir.

Dişi bonobonlarda durum

Sözgelimi, dişi özellik taşıyan sırtlanların ‘penisleri’ni ele alalım. Dişinin klitorisi, bir erkek penisinin büyüklüğü kadar genişlerken, dişi de gün içinde birçok kez diğer dişilerle ilişkiye girmek için ereksiyon haline geçer.

Cinsel seleksiyon kuramı, böyle alışılmadık bir özelliği açıklayamaz. Bana göreyse, penisi olmayan ve dişi özellik taşıyan sırtlanlar, üremeyi sağlayan yolları kontrol altında tutan dişi gruplardan dışlanacaklardır. Ben buna ‘sosyal dahil edilme özelliği’ diyorum ki bu özellik bir bireyin bir gruba kazanılmasını sağlar.

Dişi bonobonların aynı cinsle ilişkiye girmeleri de bir başka sosyal dahil edilme özelliğidir. Genital organlarını düzenli aralıklarla birbirlerine sürtmeyen dişiler, besin bulan gruplara alınmaz ve yavrularını sağlıklı büyütmeleri için gereken korumadan faydalanamazlar.

Bu da, karşı cinsi etkilemek için yapılan hareketlerin, aslında kendi cinsi için de yapıldığını gösterebilir.

Kurama ters düşüyor

İşte başta gösterdiğim sorular tarafından şu anda tamamen sarılmış bulunuyorum: homoseksüellik ve cinsiyet karmaşası ve bunun, Darwin kuramına ters düşmesi.

Bruce Bagemihl, ‘Biological Exuberance: Animal homosexuality and natural diversity’ adlı kitabında, genital yakınlığın yaşandığı 300’den fazla omurgalı türün olduğunu belirtir.

Homoseksüellik her 10 türden 1’inde ortaya çıkar. Bazı türlerde homoseksüellik çok yaygın değilken, bonobonlar gibi bazılarındaysa heteroseksüel ilişki kadar sık yaşanır.

Kimi türlerde yalnızca erkekler birleşebilir, kimilerindeyse yalnızca dişiler. Omurgalılar arasında homoseksüelliğin bu kadar yaygın oluşu, bu özelliğin genetik bir temele sahip olması durumunda, uyum sağlayıcı bir önem taşıdığı ve yalnızca birkaç türde görülen sapkın bir davranış olmadığı olasılığını da beraberinde getirir.

İnsanlarda niye sapkınlık?

İnsanlardaysa, homoseksüellik ‘cinsel bir sapkınlık’ olarak kabul edilemeyecek kadar çok yaygındır.

Ayrıca ben, homoseksüelliğin insanın sağlığını kötü etkilediği savı da reddediyorum. Tarih boyunca ve bütün kültürlerde, aynı cinse yakınlık duyma (homoerotik) karşı cinse (heteroerotik) duyulmasına engel olmaz. Bununla beraber, homoerotik çekim yaşayanların, diğerlerinden daha az sağlıklı olduklarına ilişkin de çok az kanıt vardır. Hem heteroseksüel çiftlerin hepsi de çocuk sahibi değildir.

Peki, homoseksüelliğin uyum sağlayıcı önemi nedir? Homoseksüelliğin, konuşma yeteneği kadar çok yararı vardır. Homoseksüellik, zevkin iletişimini sağlar ve bence kimi zaman insanları dahi kapsayacak şekilde, pek çok hayvanın bir gruba alınmasını sağlayacak ‘sosyal dahil edilme özelliği’dir.

Aynı cinsler arası ilişki ne zaman başarılı bir yaşam sürmeye başlarsa, homoseksüellik de gelişmiş olur. Bu başarılı yaşam, hayatta kalabilmeyi, eş bulmayı ve bir eşin çocuğunu kötülüklerden korumayı içerir. Hangi tür olursa olsun homoseksüellik, başarılı bir hayat için çok önemli ilişkilerin kurulmasını sağlar.

Kaynak

: New Scientist, 17 Ocak 2004

Diğer anlamları

Homoseksüellik

Türkçe Homoseksüellik kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. homosexuality, being gay, inversion, paederasty [Brit.], pederasty, sod, sodomy

Homoseksüellik

eşcinsellik.

Homoseksüellik

Türkçe Homoseksüellik kelimesinin Fransızca karşılığı.
homosexualité [la], pédérastie [la]

Homoseksüellik

Türkçe Homoseksüellik kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Uranismus, Homosexualität, Inversion

Homoseksüellik

Eş cinsellik.


İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.