Hititler de halkın çoğunluğunu hür insanlar oluşturmaktaydı. Bu özgürlük yönetime katılma şeklinde değildir. Özgür insanları köylüler, sanatçılar ve tüccarlarla aşağı kademelerdeki görevliler oluşturmaktadır. Bunların içinden özellikle kırsal kesimlerde yaşayan, tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan sağlayanları özgür olarak nitelemek zordur. O günkü ekonomik yaşam içinden önemli yeri, kırsal alanlarda yaşayan halkın üretimi, tuttuğu için en fazla haracı veren ve angaryaya koşulan toprakla

Hititler - Halk

Hititler de halkın çoğunluğunu hür insanlar oluşturmaktaydı. Bu özgürlük yönetime katılma şeklinde değildir. Özgür insanları köylüler, sanatçılar ve tüccarlarla aşağı kademelerdeki görevliler oluşturmaktadır. Bunların içinden özellikle kırsal kesimlerde yaşayan, tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan sağlayanları özgür olarak nitelemek zordur. O günkü ekonomik yaşam içinden önemli yeri, kırsal alanlarda yaşayan halkın üretimi, tuttuğu için en fazla haracı veren ve angaryaya koşulan toprakla uğraşanlar oluyordu. Buna karşın üretim araçları olan arazi ve hayvan varlığı ile evler için özel mülkiyet hakkı tanınmaktadır. Sanatçıların, tarım kesimine göre kentli sayılması gerekmektedir. Bunların bir bölümü ürettiklerini kendileri satmaktadır, fakat ele geçen belgelerde tapınaklar etrafında yoğunlaşan ekonomik faaliyetler içinde sanatçılarında bulunması, bazılarının tapınak adına çalıştığı şeklinde yorumlanmaktadır.

Köleler sosyal tabakalaşmanın en aşağı gurubunu oluşturmaktadır. Bunlar alınıp satılabilmekte, kiralanmakta yada taşınamaz mallar gibi veraset yoluyla başkalarına geçebilmekte ve paylaşılabilmektedir. Fakat özgür insanlar nasıl günümüzdeki anlamda özgür değillerse kölelerde tam anlamıyla köle değildi. Çünkü hakları da yasalarla korunmaktaydı. Ama bir kölenin değeri yasalara göre özgür bir insanınkinin yarısı olarak kabul edilmekteydi. Kölelere verilen cezalarda özgürkişilere verilenin yarısıkadardır. Diğeryandan, kölelere vücutorganlarının sakatlanması cezaları da verilmekteydi. Kölelik açısından ilgi çekici ve kölelik kavramıyla çelişen başka bir konuda bunların mülkiyet haklarının bulunmasıdır. Kölelerin hür kadınlarla evlenebilecekleri de yasalarda belirtilmiştir. bunun için konulan tek koşul kölenin başlık parasını ödeyecek maddi güce sahip olmasıdır. Bütün bunlar göstermektedir ki, Hititlere de tam bir kölelik kurumu yoktur;bu statüye sahip kişileri bu bakımdan uşak, hizmetçi olarak nitelemek daha doğru olacaktır.

Hitit kökenli olmayan ve sümerce NAM-RA olarak nitelenen bir insan gurubu daha vardır. Bunlar, silahlı gücü ile yenilmiş bir ülkeden sürülüp çıkarılan ve Hitit ülkesine yollanan kişilerden oluşmaktadır. Bu insanlar, savaş ganimetlerinin bir parçasıdırlar ve genellikle ucuz işgücü çalıştırılmak üzere, yeni kurulan köylere yada bir zamanlar düşman orduları yada doğa güçleri tarafından yıkıma uğratılmış bölgelere yerleştiriliyorlardı. NAM-RA’larınherhangi bir hareket özgürlükleri yoktu. Çalıştıkları tarlalardan, tapınaklardan ayrılmaları yasaklanmıştı. Eyer başka bir ülkeye kaçacak olurlarsa, diplomatik yollardan geri verilmeleri için baskı yapılıyordu.

Hititlerin getirdikleri bu NAM-RA’lar, belli bir kesit değillerdir;toplum içindeki statülerini değiştirmeleri için kendilerine şans tanınmaktadır. Sürülen kişilerin içinde, herhangi bir sanatı becerebilenler varsa, ustalıklarından yararlanılmak üzere belirli bir yere veriliyor ve böylece toplumsal tabakalaşma içinde bir üst kademeye yükselebilmekteydiler. Hitit yasalarında NAM-Ra’lar köle ve özgür insanlar gibi sınıflardan sayılmıyordu. Hitit toplum yaşamının en küçük birimi ailedir. Ailenin başı erkektir. Hitit öncesi Anadolu toplumlarında, verimlilik ve doğurganlığı simgelediği için kadının daha saygın yeri olmasına, buna paralel olarak, toplumda anaerkil eğilim görülmesine karşılık, gelişkin Hitit toplumunda, yayılımcı bir dış siyaset izlenmesinin de etkileriyle olacak, babanın egemenliği artmış, eli silah tutanların önemi artarak, ataerkil düzenin özellikleri belirginleşmiştir.

Halkın oturduğu evler, kazılarda ortaya çıkanlara göre, Hitit sivil mimarlığı değişmez ve katı planlara sahip değildir. Evler genellikle bağımsızdır ve yer darlığından sıkışık bir düzende yapılmaları gerekse bile, evlerin dış duvarları ayrıdır. Evlere bir avlu bulunması isteniyorsa bu genellikle evlerin dışında bulunuyor. Evlerin iç bölümlerinde de kesin bir plana bağlı kalınmaz. Evlerin büyüklüğü gibi, İç mekanlarında sayısı ve boyutları gereksinimlerine göre değişiyordu. Evlerin çoğunluğu tek katlıdır. Evlerdeki yapı malzemesi, temellerde taş, duvarlarda ise kerpiç kullanılmıştır. Damlar düz ve toprakla kaplanmıştır. Eyer evlerin üst katları varsa, alt katın samanlık, ahır ve işlik olarak kullanılmakta, üst katın ise asıl yaşanan yer için ayrılmıştır.

Yanıtlar