Hititler de toprak önce tanrıların, sonra kralındır ve kral istediklerine arazi bağışlayabilir ve karşılığında onu bazı hükümlülükler altına sokabilmektedir. Buna karşılık özel mülkiyetlerde vardır. Fakat bu gibi bağımsız çiftçilerin sayısı fazla değildir ve buna tam bağımsızlık denilemez. Ele geçen belgelere göre, herkes için zorunlu çalışma, yani bir tür angarya uygulanıyordu. Bir belgeye göre;Bağımsız çiftçiler dört gün kendileri için, dört gün ise kendi tarlalarının yanında bulunana bir tıma

Hititler - Ekonomi

Hititler de toprak önce tanrıların, sonra kralındır ve kral istediklerine arazi bağışlayabilir ve karşılığında onu bazı hükümlülükler altına sokabilmektedir. Buna karşılık özel mülkiyetlerde vardır. Fakat bu gibi bağımsız çiftçilerin sayısı fazla değildir ve buna tam bağımsızlık denilemez. Ele geçen belgelere göre, herkes için zorunlu çalışma, yani bir tür angarya uygulanıyordu. Bir belgeye göre;Bağımsız çiftçiler dört gün kendileri için, dört gün ise kendi tarlalarının yanında bulunana bir tımar arazisi için çalışacaklardı. En büyük toprak sahipleri olan saray ve tapınak arazilerinde sürekli çalışacak tarım işçileri de vardı.

Hatti ülkesinin ekonomisi tarım ve hayvancılık üzerine kurulmuştur. Tahıl türleri artsında ilk sırayı arpa ve buğday tutmaktadır. Pek çok ekmek çeşidi yapıldığı gibi, ekşitme yoluyla da bira gibi içkiler üretiyorlardı. Yaygın olarak görülen kültür bitkilerinden biri de üzümdür ve bundan da şarap üretilmekteydi. Ana besin maddelerini ekmek, bira ve şarap olarak sıralayabiliriz. Bunun yanında kısıtlı bölgelerde de olsa zeytin yetiştirilmiştir. Diğer yandan fasulye, nohut ve bezelye türünden baklagillerin üretimi de yapılmıştır. Hitit dönemi Anadolusunda yetiştirilen başlıca meyveler;elma, kayısı ve incirdi.

Tarım yanında ikinci bir iş olarak hayvancılık yapılardı. Hayvancılı tarım alanına yardımcı olduğu gibi süt, et, deri ve yün üretimi içinde gerekliydi. Hayvan varlığının çokluğu ülke için zenginlik kaynağıydı. Hititler döneminde, daha önceki Asur ticaret kolonileri çağında da olduğu gibi, bakır ve tunç en çok kullanılan madenlerdi. Demir ise günlük yaşamda kullanılmıyor ve değerli sayılıyordu.

Anadolu’da demir filizi çok olmasına karşın, bunları eritebilecek yüksek derecede ısı ve arıtma tekniği yaygınlaşmamış bir teknoloji olmadığı için demirin değeri yüksekti. Yazılı belgeler de demir kılıç, demir tablet ve hatta demirden yapılmış tanrı ve hayvan heykellerine değinilmesine karşın çeşitli yerlerde yapılan kazılarda bu tür büyük eşyalar bulunmamıştır. Bunların, Hitit devleti’nin yıkılışından sonra gelen istilacı güçler tarafından eritildiği ve yeniden kullanıldığı düşünülmektedir. Madenler yeniden kullanıma uygun maddeler olduğundan, bir devleti yıkan yada ele bir kenti ele geçirenler, yeniden maden arama ve işleme yerine, ganimet olarak ele geçirdikleri eşyaları eriterek, kendi zevk ve gereksinimlerine göre, yeni şeyler yapmayı kuşkusuz daha kolay bir yol olarak benimsiyorlardı. Bu yüzden bir kazıda herhangi bir döneme ait bir yerleşme yerinde az maden bulunması, o çağda az maden kullanıldığını göstermez. Madeni eşya her zaman yeni gelenlerin ele geçirmeye çalıştığı, oradan oraya götürülen ve sürekli biçim değiştiren ganimet türüydü.

Asur ticaret kolonileri çağında yoğun olduğu anlaşılan ve uluslar arası bir nitelik taşıyan ticaret ve kara taşımacılığı, Anadolu da ki etnik ve siyasal durumun değişmesi sonucu, Hitit devletinin ortaya çıkışı ile birlikte merkezi bir otoritenin kurulması, eski ticaret örgütlenmesinin kent beylerine bağlı çıkar ilişkilerini değiştirmiştir. Hitit kralları kendi topraklarında yabancıların kazanç sağlamalarına izin vermemişlerdir. diğer yandan merkezi otoriteye bağlı olarak, devletin kendi gereksinimlerini kendi karşılaması gereği ortaya çıkınca, ülkede çıkarılan yada üretilen hammaddelerin, Hitit sanatçıları tarafından işlenmiş mallar haline dönüştürülmesini sağlamış, böylece dışarıya bağımlılığın azalmasıyla Asur ve diğer ülkelerle ticaret ilişkileri zayıflamıştır.

Hitit devletinde ve bütün Ön Asya’da o dönemde kullanılan değişim aracı, para yerine gümüştü. Gümüş, çubuk yada halka biçiminde ve belirli ağırlıklarda olmakta ve alış-verişlerde geçerli sayılırdı. Ağırlık birimleri ise Babil kökenli şekel ve mina idi. Bunların oranı, ülkelere ve zamana göre değişmektedir. Babil de 60 şekel bir mina ederken, Hatti ülkesinde 40 şekel bir mina etmekteydi. Bunların gerçek ağırlıkları bilinmemektedir. Kazılarda ortaya çıkan bulgular bunların oval ve hematit taşından yapıldığını gösteriyor.

Yanıtlar