Hitit devleti, gerek Anadolu içinde, gerek ülke dışında, sürekli savaş halinde bulunmuştur. Bu savaşların başarılı yürütülebilmesi için, insanların savaşçı nitelikler taşımasının yanı sıra iyi örgütlenmiş bir askeri yönetime gerek vardı.

Hititler de askeri seferler genellikle yaz aylarında yapılmaktadır. Krallar, kış ayları yaklaştığında, yılın azaldığını belirterek, baharda yeniden harekete geçmek ve kışlalaşmak üzere başkentte yada seçtikleri bir başka kente gidiyorlardı. Her baharda yenid

Hititler - Askerlik

Hitit devleti, gerek Anadolu içinde, gerek ülke dışında, sürekli savaş halinde bulunmuştur. Bu savaşların başarılı yürütülebilmesi için, insanların savaşçı nitelikler taşımasının yanı sıra iyi örgütlenmiş bir askeri yönetime gerek vardı.

Hititler de askeri seferler genellikle yaz aylarında yapılmaktadır. Krallar, kış ayları yaklaştığında, yılın azaldığını belirterek, baharda yeniden harekete geçmek ve kışlalaşmak üzere başkentte yada seçtikleri bir başka kente gidiyorlardı. Her baharda yeniden ordu kurmak ve her kış başında askerleri terhis edip, orduya dağıtmak gerek pratik, gerekse stratejik açıdan devletin belirli sayıda bir orduyu sürekli beslemek zorunda kalmaktadır. Bir kısım askerler kış mevsiminde savaşa hazır durumda silah altında tutuluyor ve yeni savaşlara hazır bir şekilde kışlalarda barındırılıyorlardı.

Eyer ilk baharlarla birlikte, sefere çıkılacaksa, belirli bir toplanma yerinde kral ve ordusu buluşuyor ve kral orada askerlerini denetliyordu. Bu arada birlikleri yeteri sayıya ulaşacak askerler orduya katılmış oluyordu. Kışlalarda beslenen ve ordunun temel çekirdeğini oluşturan sürekli kuvvetlerle birlikte kralın özel muhafız birliği de bulunuyordu. Diğer yandan vasat kralların korunması için Hitit birlikleri ayrılmaktaydı. Yapılacak savaşın büyüklüğüne göre vasat krallarda beslemek zorunda oldukları askerleri, Hitit kralının isteği üzerine yardıma yolluyorlardı. Bu askerlere genellikle vasat kralın kendisi komuta etmekteydi. Hitit ordularının baş komutanı kralın kendisiydi. Fakat askeri operasyonun önemine göre bazı durumlarda kuvvetlerin başına prensler yada general denilen yüksek rütbeli subaylar geçiyordu. Bunlar kralın sonsuz güvenini kazanan kişilerdir. Tanınan birkaç askeri rütbe olmakla birlikte, bunları derecelerine göre sıralanmamaktadır. Sümerce olarak GAL. GETŞİN biçiminde Hitit metinlerinde yazılan ve kelime anlamı şarap büyüğü olan askeri unvan, yüksek rütbeye eşittir.

Savaştan kaçmak ağır bir suçtur ve doğrudan doğruya kral tarafından cezalandırılırdı;birlik komutanları ceza vermeye yetkili değildir. Askerlere, krala, kraliçeye ve prenslere sadık kalacaklarına ve Hatti ülkesine ihanette bulunmayacaklarına dair ant içiliyor ve antlarını bozmaları halinde lanetlemelere uğratılıyorlardı.

Hitit ordusunun temel gücü yaya askerlerden oluşmaktaydı. Bunların büyük çoğunluğu ülke halkından sağlanıyor, bir bölümü de vasat krallıklardan yardım olarak gelmekteydi. Yaya askerlerin yanında, hızlı hareket edebilen ve vurucu güç bakımından daha etkili olan birlikler ise, arabalı savaşçılardan oluşmaktaydı. Bu iki sınıfın sayısal büyüklüklerinin, devletin gelişmesi ve topraklarını genişlemesi ile orantılı olduğu yazılı belgelerden anlaşılmaktadır. Arabalarını hızla ve bir anda hareketlerini sağlamak, atların manevra yeteneklerini yükseltmek, uzun mesafeleri yorulmadan alabilmelerini ve gece yürüyüşlerine dayanıklılıklarını arttırmak, doğal olarak proğramlı ve sürekli bir eğitimi gerektirmektedir. Bunu yapabilmek üzere at yetiştirme yönetmelikleri vardı. Kikkirli adlı ve Hurri kökenlibiri tarafından yazılmış, bir sıra böyle yönetmelik bulunmaktadır. Bu metinlerin içinde geçen teknik terimlerin ise, indo-ari (=kabaca:Hint) kökenine bağlanması ayrıca ilgi çeken bir konudur.

Hitit savunma siteminin en iyi örneği başkent Hattuşa’da görülür. bütün kent, arazinin sağladığı olanaklardan yararlanmak suretiyle, surlarla çevrilidir. Surlar süreklidir ve ancak engebelerin savunma için çok önemli ve anlaşılmayacak engeller yarattığı yerlerde kesintiye uğrar. Kentin iç alanı da bir kent suru ile, kuzeyde aşağı kent güneyde ise yukarı kent olarak ikiye ayrılır. Hitit tarihine bakılırsa, Hitit imparatorluğunun gerek Anadolu içinde, gerekse dışında her an düşman olmaya hazır toplumlarla çevrili olduğu ve bunlara karşı sürekli alarm durumunda bulunmaya zorunlu kaldığı anlaşılır.

Bu nedenle sınırların savunması ve denetimi işine büyük önem verildiği, arkeolojik ve filolojik veriler tarafından kanıtlanmaktadır.

Yanıtlar