--}}

Duygu (affekt) Bozuklukları

Psikiyatri alanına giren hemen her durumda affekt bozukluklarına rastlanır, fakat bu terim yalnızca affekt bozukluğunun primer anomali olduğu ve öbür semptomların hepsinin dolaylı veya dolaysız olarak bu anomaliden doğduğu bozukluklar için kullanılmaktadır. Mantıksal açıdan, anksiete durumlarının da bu kapsama girmesi gerekir, ama tarihsel nedenlerden ötürü, bu terim yalnızca temelinde ya marazi keder ya da patolojik neşe bulunan durumlar için, yani depressif (bkz.

Psikiyatri alanına giren hemen her durumda affekt bozukluklarına rastlanır, fakat bu terim yalnızca affekt bozukluğunun primer anomali olduğu ve öbür semptomların hepsinin dolaylı veya dolaysız olarak bu anomaliden doğduğu bozukluklar için kullanılmaktadır. Mantıksal açıdan, anksiete durumlarının da bu kapsama girmesi gerekir, ama tarihsel nedenlerden ötürü, bu terim yalnızca temelinde ya marazi keder ya da patolojik neşe bulunan durumlar için, yani depressif (bkz.) Hastalıklar ve manik (bkz.) Hastalıklar için kullanılmaktadır. Bütün depressif psikozları, manik depressif olarak görme eğilimi gösteren İngiliz psikiyatristi için, affektif psikoz ile manik depressif psikoz (bkz.) eş anlamlıdır. Fakat Amerika'lı ve Avrupa'lı psikiyatristlerden çoğu, bu arada uluslararası sınıflandırma da, iki tane depressif psikoz tipi daha tanımaktadır: envolüsyonel melankoli (bkz.) ve reaktif depressif psikoz. Bu durumlar da affektif bozukluk denilen jenerik terimin kapsamına girmektedir. Affektif bozuklukların birtakım ortak özellikleri olduğu genellikle kabul edilir. Bu ortak özellikler, affektif bozuklukların şizofrenik hastalıklardan ayırdedilebilmelerini sağlar. Ayrıca Kraepelin'in yaptığı sınıflandırmada, yani fonksiyonel psikozları, manik depressif psikoz ve erken bunama (demantia praecox) olarak ikiye ayırmasında da, bunlar temel teşkil etmiştir. En önemli ayırdedici özellikleri, prognozlarıdır. Affektif hastalık tamamen iyileşir; hastalık ne kadar uzun sürerse sürsün, ne kadar sık tekrarlarsa tekrarlasın, fonksiyonda hiçbir ilerleyici bozulma ve hiçbir kalıcı bozukluk yoktur. Bazı depresyonların, hatta bazı manik hastalıkların kronikleştiği doğrudur ; fakat birçok yıl sonra bile, depresyon ortadan kalkarsa, temel kişilik ve zekanın hiç bozulmamış olduğu görülür. İkinci ayırdedici özellikleri periodik olmalarıdır. Bir hastalık nöbetinin her zaman tekrarlayabileceği düşünülürse, bunlara ömür boyu süren hastalıklar denilebilir. Böylece hasta yaşadığı sürece, düzensiz bir biçimde, almaşıklı olarak depresyon ve normallik dönemleri, veya depresyon, mani ve normallik dönemleri geçirebilir.

Şizofreni ve affektif hastalık: ikisinde de önemli genetik unsurlar vardır; yani ikisi de "soya çeker"; şöyle ki, şizofreniklerin akrabalarında şizofreni derecesi yüksek, fakat affektif hastalık derecesi yüksek değildir. Aynı şey affektif bozukluk hastaları için de sözkonusudur. Ayrıca, ikisi arasında önemli kişilik ve beden yapısı farkları vardır. Şizofrenikler hastalığın başlamasından ön ce bile, utangaç, içlerine kapanık, emosyonel bakımdan donuk ve astenik yapılıdırlar. Vücutları ince, göğüsleri ve kalçaları dar, kollarıyla bacakları uzundur. Öte yandan, manik depressifler dışa dönük, emosyonel yönden oldukça sıcak ve labildirler. Ayrıca bunlar piknik yapılı olurlar: kafaları ve karınları büyük, kollarıyla bacakları nispeten kısa ve tıknaz gövdelidirler. Bununla birlikte, iki grup arasındaki ayrım tamam değildir. Her psikiyatrist başlangıçta birkaç tipik manik depressif episod geçirdikten sonra gittikçe artan belirgin şizofreni semptomatolojisi gösteren hastalara rastlamıştır. Ayrıca, aynı zamanda hem affektif, hem de şizofrenik semptomlar gösteren hastalara da çok rastlanır. Çoğu zaman bu gibi hastalarda ya arızi bir depresyonun altında gizli bir şizofreni, ya da ufak tefek şizofrenik özelliklerin yanısıra depresyon vardır. Fakat bunların, gerçek birer "ikisi ortası hasta" oldukları kesindir, çünkü tıpkı semptomatoloji gibi, hastalığın seyri ve tedaviye cevap bakımından da, şizofreni ile affektif hastalık ortasında bir yer alırlar. Bundan çıkan sonuç, hastaları şu veya bu şekilde şizofrenik yahut affektif gruplamaya sokmak her zaman mümkün ve doğru olmaz. Bazı hastalar için, şizo-affektif bozukluk (bkz.) teşhisi daha uygun olabilir. Bkz. Hipomani

Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.