Hızla gelişen ve tekelleşen piyasada arzın talebi karşılamayacak olması korkusuyla hareket eden bira endüstrisi liderlerinin, dünyanın bazı kısımlarında yasaklı olan ve çokuluslu bira şirketlerinin tüketicilerine itiraf etmek istemedikleri büyük sırrı; Suni Enzim.

Bira Üretiminde Suni Enzim Kullanımı

Bira üretiminde küresel bir tekelleşmeye gidilmesinin akabinde, birçok ülkede varlığını sürdürmeye devam ediyor olsa da çokuluslu birleşmeler ve satın almaların yol açtığı yüksek rekabete karşı direncini kaybeden küçük bira fabrikalarının üretimi durdurmak zorunda kalmasıyla birlikte tüketicilerin aklında bazı soru işaretleri oluştu. Bu durumda hızla gelişen piyasada arzın talebi karşılamayacak olması otoriteleri rahatsız etti ve bazı küçük hileler gündeme geldi. Arzın sürekli artması doğrultusunda bira üretiminde yapılan hilelerden biri de suni enzim kullanmak oldu.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde üretilen bira, az bilinen biyoteknoloji ve suni enzimlerin yardımıyla üretilmeye başlandı. Bu sayede daha az kaliteli tahıl kullanmaya başlayan bazı bira üreticileri, geleneksel yöntemlere kıyasla daha seri bir üretime geçtiler. Son olarak Tuborg Romania’nın suni enzim kullandığı söylentileriyle beraber tekrar gündeme gelen konu, tüketici haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle tartışılmaya devam ediyor. Araştırmalara göre tüketicilerin bilgisi haricinde kullanılan suni enzimler, zayıf etiketleme tebliği ve yasadaki boşluklarla bira üreticilerinin sıklıkla tercih ettiği bir yönteme dönüştü. Kaç üreticinin bu biyoteknolojiden fayda sağladığı kesin olarak bilinmese de maltlık olmayan ve daha ucuz tahılları kullanmaya olanak sağlayan biralarda bu yöntemin tercih edildiği ileri sürülüyor.

Suni Enzim, Suni Bira



Rekabetin oldukça sert olduğu bira piyasasında, ölçek ekonomiden kar sağlayan bira üreticilerinin bu hamlesi hiçbir şekilde görünür olmadığı için tüketicinin aleyhine işleyen bu durumun, biralarda ucuz maliyetlerle kötü kalitede ham madde kullanılmasının önünü açtığı belirtiliyor. Üretimde kullanılan ham maddelerin mevsimsel kalitesine bağlı olarak biranın karakteri değişebiliyor. Geleneksel üretim süreleri çoğunlukla iki ile yedi hafta arasında değişkenlik gösteren üretim periyotlarının, kullanılan suni enzimlerle 5 güne kadar indirgenebildiği biliniyor. Piyasadaki sudan ucuz biraların varlığıyla yüzleşilirse, bira üreticilerinin yerel ham madde kaynakları kullanarak yumuşak içimli bira geliştirme ve daha birçok işlevsellik bahanesiyle üretimde kullandığı suni enzimler, tüketiciyi içmeyi tercih ettiği herhangi bir biranın kalitesini sorgulamaya itiyor. Belirli bir reaksiyonu katalize eden aktif merkezli proteinler olarak tanımlanan suni enzimlerin, birayı “gerçek bir bira” olmaktan çıkardığı öne sürülse de bu enzimler katkı maddeleri veya içerikleri olarak tanımlanmıyor. Hatta araştırmalara göre önerilen dozajlarda kullanıldığı takdirde ve uygun bir şekilde etkisiz hale getirildiklerinde işlevsiz oldukları belirtiliyor. Bu nedenle son mamulde tüketici genellikle fark etmiyor.

Eski bir Heineken Romania çalışanının üretimde tetrahop (genetiği ile oynanmış bir şerbetçiotu özütü) kullanımından bahsetmesi ve bazen dış kaynaklı bazen de suni enzim maddelerinin kullanıldığını itiraf etmesi üzerine Romanya’da gündeme gelen konu, tüm okları küresel olarak kapalı bir kutu olarak bilinen bira endüstrisine çevirdi. Ne Amerika ne Avrupa’daki yasaların bira şirketlerinin kullandığı katkı maddelerini açıklamalarını gerektirecek bir kanuna sahip olmaması durumun ciddiyetini vurguluyor. Endüstrinin şeffaf olmaması ve ticari bira üreticilerinin özellikle üçüncü dünya ülkelerinde biralarını nasıl ürettiklerini ortaya koymak konusundaki genel isteksizlikleri göz önünde bulundurulursa, bu belirsizliğin tüketiciyi rahatsız etmeye yetecek boyutu üzerinde durulmalıdır. Birçok Avrupa ülkesinde dahi suni enzim kullanımını dengeleyecek ve düzenleyecek olan herhangi bir yasanın olmaması ya da küresel olarak güvenli kabul edilebilir bir suni enzim listesi oluşturulmaması endüstrinin aslında en önemli açığını oluşturuyor.

Avrupa’daki bira üreticilerinden gelen en son istatistiklere göre 2014’te Romanya, sadece yedi küçük bira üreticisine sahipti. Sıklıkla suni enzim ile üretimden kaçınan ve doğal süreçlere sadık kalan bu küçük ve bağımsız bira üreticilerinin endüstri içerisinde kaybolmasıyla birlikte ulaşılan sonuç, özellikle Avrupa’da kişi başına en geniş bira tüketimine sahip sekizinci ve bira tüketiminde dokuzuncu büyük ülke olan Romanya’nın başını çektiği endüstrinin hedefi halindeki tüketicilerin radarına girdiğinde nasıl bir sonuç elde edilir, bilinmiyor.

Tüketiciler, içtikleri biranın maliyet azaltıcı bir sırrı olan biyoteknoloji ürünü olduğunu öğrenince otoriteler belki de hızla tekelleşen bira endüstrisinde bu duruma “Dur!” diyecek ciddi bir kitleyle burun buruna gelebilir. Suni enzim tehlikesi farkındalığının artması için endüstrinin başını çektiği ülkelerin üretimde daha hassas davranması, ürünlerde güvenilir etiketlerle tüketiciye karşı şeffaf olunması, mevcut yasal boşlukların hızla doldurulması ve küresel bir tercih edilebilir suni enzim listesi oluşturulmasıyla birlikte denetleyici kurumların devreye girmesi kaçınılmaz oluyor.

Kaynak:

Yanıtlar