3. Selim

Sultan Üçüncü Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mustafa, annesi Mihrişah Sultan'dır. Annesi Gürcüdür. Kahinlere inanan babası Sultan Üçüncü Mustafa, onların yeni doğan oğlu Selim'in eşsiz bir cihangir olacağını söylemeleri üzerine, büyük bir sevince kapılmış, yedi gün yedi gece bayram yapılmasını emretmiştir.

<b>Sultan 3. Selim</b>
Sultan 3. Selim
Selim III (1761 - 1808)

Sultan 3. Selim (Osmanlı Türkçesi: سليم ثالث Selīm-i sālis), 24 Aralık 1761 tarihinde İstanbul'da doğdu. 28. Osmanlı padişahı. Babası Sultan 3. Mustafa, annesi Mihrişah Sultan'dır.

Annesi Gürcüdür. Kahinlere inanan babası Sultan 3. Mustafa, onların yeni doğan oğlu Selim'in eşsiz bir cihangir olacağını söylemeleri üzerine, büyük bir sevince kapılmış, yedi gün yedi gece bayram yapılmasını emretmiştir. 3. Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde babası III. Mustafa'nın saltanatı döneminde dünyaya geldi. Sarayda çok güzel bir şekilde yetiştirildi. Babası 1774 yılında öldüğünde sadece 13 yaşında olduğu için amcası I. Abdülhamit tahta çıktı. I. Abdülhamit şehzade Selim'e kendisinden önceki padişahların tersine, oldukça iyi davrandı. Kafes (oda hapsi) hayatı yaşamasına rağmen Selim'in iyi bir eğitim almasına izin verdi. Şehzade Selim müzik ve şiirle ilgilendi. Fransa'nın Fransız Devrimi öncesindeki son kralı olan XVI. Louis'le mektuplaştı. Daha tahta çıkmadan Osmanlı Devleti'nde köklü bir yapısal değişikliğe gerek olduğu inancına vardı. I. Abdülhamit 7 Nisan 1789 yılında ölünce, III. Selim Avrupa'yı temelinden sarsacak olan Fransız Devriminin eşiğinde tahta çıktı.

Amcası Sultan Birinci Abdülhamid'in ölümü üzerine 7 Nisan 1789 günü 28 yaşındayken Osmanlı tahtına oturdu.

Sultan 3. Selim edebiyata ve güzel yazı yazmaya çok meraklıydı. Yazmış olduğu hat ve levhalardan bazıları cami ve türbelere asılmıştır. Arapça ve Farsça dillerini çok iyi konuşuyordu. Çok merhametli bir insan olan Sultan 3. Selim dinine, vatanına ve milletine çok düşkündü. Ciddi bir eğitim görerek yetişti. İyi bir şair, tamburi neyzen ve hanende idi. Bestekar da olan Sultan 3. Selim, güzel sanatlara düşkün ve açık fikirliydi ancak zaafa varacak kadar yumuşak karakterliydi ve Osmanlı Devleti'nde batıcılığın yerleşmesini istiyordu.

Sultan 3. Selim tahta çıktığı zaman halk ona büyük ümitler bağladı. Halk genç hükümdarın, Osmanlı imparatorluğunu o eski güçlü ve ihtişamlı devirlerine geri döndüreceğini düşünüyordu.

Sultan 3. Selim, 29 Mayıs 1807 tarihinde Osmanlı padişahlığını Şehzade Mustafa'ya terk ettikten sonra 1 yıl 2 ay daha yaşadı. Alemdar Mustafa Paşa Olayı sırasında yeni padişahın adamları tarafından 28 Temmuz 1808 tarihinde öldürüldü. Cenazesi, Laleli Camii avlusunda babası Sultan 3. Mustafa'nın yanına defnedildi.

Osmanlı-Rus Savaşları

Sultan 3. Selim tahta çıktığında Osmanlı Devleti Rusya ve Avusturya ile savaş halindeydi. Sultan 3. Selim bu iki devlete karşı mücadeleye devam etti. Bu savaşın temel sebepleri Kırım'ı kurtarmak ve Osmanlı topraklarını aralarında paylaşma hesapları yapan Avusturya ve Rusya'ya engel olmaktı. Kırım'ın jeopolitik konumu İstanbul'un güvenliği için çok önemliydi. Bu savaşlar sırasında Avusturya'ya karşı İsmail Zaferi gibi bazı başarılar kazanılmışsa da Ruslara karşı aynı başarı gösterilememişti. Ruslarla yapılan Fokşan (1 Ağustos 1789) ve Boze Savaşlarında (22 Eylül 1789) Osmanlı kuvvetleri büyük kayıplar verdi. Akkerman kalesi Ruslara geçti ve Baserabya bölgesi Rus işgaline uğradı. Sebeş, Muhadiye, Lazarethane ve Pançova'yı işgal eden Avusturyalılar ise önce Belgrad'ı (8 Ekim 1789) daha sonra ise Semendire'yi ele geçirdiler.

ZİŞTOVİ BARIŞI

Savaş devam ederken siyasi faaliyetler de devam ediyordu. 11 Temmuz 1789 tarihinde Osmanlı Devleti ile İsveç arasında bir dostluk antlaşması imzalanmıştı. Sultan 3. Selim, Rusya ve Avusturya'nın kendileri için de bir tehlike olacağını düşünen Prusya Kralı ile bir ittifak antlaşması yaptı (31 Ocak 1790). Ancak bu antlaşmalar yürürlüğe girmedi. İç işlerinde meydana gelen karışıklıklar, Avusturya'yı Osmanlılarla Ziştovi Barış Antlaşması imzalamaya mecbur bıraktı (4 Ağustos 1791). Ziştovi Barış Antlaşmasıyla Avusturya, savaş sırasında aldığı toprakları Osmanlı Devletine geri verdi. Orsova ile Unna suyu taraflarındaki küçük bir arazi ise Avusturya'ya bırakıldı. Avusturya, Rusya'ya açık ya da gizli hiçbir yardımda bulunmayacağını dair bir garanti vermişti.

Yaş Antlaşması

Avusturya'nın bu savaştan çekilmesi sonucunda yalnız kalan Rusya, bir yıl sonra barış istedi. İki devlet arasında imzalanan Yaş Antlaşması ile savaş sona erdi (1792). Bu antlaşma ile Kırım'ın Rus hakimiyetine geçişi onaylanmış oldu. Buğ ve Dinyester ırmakları arasında kalan bölge ve Özi kalesi Rusya'ya bırakıldı. Dinyester ırmağı iki devlet arasında sınır kabul edildi. Karlofça Antlaşmasından sonra başlayan gerileme süreci, yerini dağılma ve parçalanma dönemine bıraktı.

Nisam-ı Cedid

Sultan 3. Selim, Osmanlı-Rus savaşında alınan yenilginin sorumlusu olarak yeniçeri ocağını görüyordu. Şehzadeliği sırasında, Avrupa ordularındaki ilerlemeleri izlemiş, Prusya ordusunda eğitime verilen önemi görmüştü. Askerlerin düzenli eğitim görmeleri gerektiğini düşünüyordu. Bazı yeniçeri birliklerini düzene sokmaya çalıştı. Yeniçerilerin dışında yeni askerler de topladı ve orduya dahil etti. Böylece, "yeni usul asker" anlamına gelen "Nizam-ı Cedid" adlı askeri örgütü kurdu (24 Şubat 1793).

Nizam-ı Cedid ocağının masraflarını karşılamak için İrad-ı Cedid adında yeni bir de hazine kuran Sultan 3. Selim, bu yeni askeri örgütün eğitim ve öğretim işlerini de Avrupa'dan getirttiği yabancı subaylara verdi. Selimiye kışlalarını kurdu, mevcut Kara ve Deniz Mühendishanelerini de yeniledi. Özellikle Yaş Antlaşması'ndan sonra ıslahatlara yönelen Sultan 3. Selim, Nizam-ı Cedid'i oluşturmakla yetinmeyip, Paris, Londra, Viyana ve Berlin gibi kentlerde elçilikler açtı. Fransızca, Osmanlı Devletinin ilk resmi yabancı dili olarak kabul edildi. Yabancı dil eğitimine ve kültür hareketlerine önem verildi, bazı teknik eserler Türkçe'ye çevrildi.

Mısır ve Fransa

Osmanlı-Fransız İlişkileri 16.yy'da başlamış, Lale Devrinde gelişmişti. Fransa, Venedik ve Avusturya ile yapılan savaşlarda Osmanlı Devletine destek olmuştu. Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlayıp, Sultan Birinci Mahmud zamanında genişletilerek devamlı hale getirilen kapitülasyonlar Osmanlı-Fransız dostluğunu pekiştirmişti. Bu ilişkiler 18.yy'ın sonlarına doğru bozulmaya başladı.

1789 yılında çıkan ihtilal sonucu Fransa'da krallık devrilmiş ve cumhuriyet ilan edilmişti. Bu durumu kendileri için tehlike olarak gören Avrupalı devletler, Fransa'ya karşı birleşmiş, ancak yaptıkları savaşlarda Fransa'ya karşı başarılı olamamışlardı. Fransa ordularının başında ünlü komutan Napolyon Bonapart vardı. Tüm Avrupa'ya üstünlüğünü kabul ettiren Napolyon Bonapart sadece İngiltere'yi yenememişti. Fransa'nın amacı İngiltere'yi Akdeniz'den uzak tutmak ve Hindistan'a giden ticaret yollarını denetimine almaktı. Bu amaçla Mısır Seferine çıkan Napolyon Bonapart, İskenderiye'yi işgal etti (2 Temmuz 1798). Kahire'nin de Napolyon Bonapart'ın eline geçmesi (22 Temmuz 1798) üzerine Osmanlı Devleti 2 Eylül 1798 günü Fransa'ya karşı savaş açtı. Akka önlerinde karşılaştığı Cezzar Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri karşısında yenilgiye uğrayan (18 Mart 1799) Napolyon Bonapart, gizlice Fransa'ya kaçtı ve hayatını zor kurtardı (22 Ağustos 1799). Fransa'nın 27 Haziran 1801 tarihinde Mısır'dan çekilmesi üzerine Osmanlı Devleti ile Fransa arasında El-Ariş antlaşması imzalandı (25 Haziran 1802). Bu antlaşma ile Mısır, Osmanlı devletine geri verildi.

3. Selim'in Son Dönemi

Osmanlı-Rus ilişkileri 1789'da ve 1805'te imzalanan antlaşmalar ile düzelmeye başlamıştı. Ancak Ruslar, izledikleri yayılma politikalarından vazgeçmediler. Balkanlarda Rus baskısından kurtulmak isteyen Osmanlılar, boğazları Rus gemilerine kapadı. Rus yanlısı Eflak ve Boğdan Beyleri değiştirildi. Ancak alınan bu kararlar, İngiliz ve Rusların baskıları sonucu yürürlüğe konamadı.

Kabakçı Mustafa İsyanı

Osmanlı Devleti'nin en ıslahatçı padişahlarından biri olan Sultan 3. Selim, Osmanlı Devletinde bugüne kadar gerçekleştirilememiş bir düzenleme yaparak Nizam-ı Cedid ordusunu kurmuştu. Bu köklü yeniliklerden memnun olmayan ve önemli görevlerde bulunan bazı devlet adamları Osmanlı-Rus Savaşı'nın devam ettiği yıllarda İstanbul'da bulunan Yeniçeri Ağaları ile Nizam-ı Cedid'i ortadan kaldırma planları yapıyorlardı.

Kendilerine Nizam-ı Cedid kıyafeti giydirmekle görevlendirilmiş olan Raif Mahmud Efendi'yi öldüren yeniçeriler, Kabakçı Mustafa'nın liderliğinde ayaklandılar. Osmanlı hükümeti bu gelişmeler üzerine derhal toplanarak ayaklanma ile ilgili kararlar almak istedi. Ancak Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa ayaklanmanın ciddi bir hadise olmadığını, Nizam-ı Cedid birliklerinin de olaya müdahale etmesinin yersiz olacağını bildirdi. Bu sayede meydanı boş bulan asiler, daha fazla taraftar topladılar.

Nizam-ı Cedid'in kaldırılmasını isteyen asilere müdahalede çok geciken, Sultan 3. Selim, Nizam-ı Cedid'i kapatmak zorunda kaldı. İstekleri yerine getirilen asiler buna rağmen ayaklanmaya son vermediler. Sultan 3. Selim'e olan yakınlıkları ile tanınan 11 devlet adamının kendilerine teslim edilmesini isteyen asiler, Şehzade Mustafa ve Şehzade Mahmud'un da hayatlarının tehlikede olduğunu öne sürerek kendilerine yollanmasını ve Sultan 3. Selim'in tahttan inmesini istediler.

Bu istek karşısında Sultan 3. Selim, "Böyle isyankar tebanın hükümdarı ve halifesi olmaktansa olmamak daha iyidir" diyerek padişahlıktan ayrıldığını açıkladı (29 Mayıs 1807).

Sultan 3. Mustafa, tahttan indikten sonra sarayda bir yıl daha yaşadı. Alemdar Mustafa Paşa'nın kendisini tekrar tahta çıkarmak için ayaklandığı sırada, Sultan Dördüncü Mustafa tarafından öldürüldü. Başladığı ilerleme hareketlerinde başarısızlığa uğramakla beraber, Osmanlı İmparatorluğunda Avrupa'ya yönelişin ilk temelleri sayılacak önemli işler gördü. Avrupa askerlik örgütünü ve bilgilerini ülkeye sokması, müsbet bilimlere önem veren teknik okullar açması başarılı işlerindendir.

İmar Çalışmaları (Mimari)

İmar faaliyetlerine de önem veren Sultan 3. Selim, İstanbul Selimiye Camii, Tophane Kışlası, Haliç Humbaracı ve Lağımcı Kışlaları'nın dışında İsakçı ve Üsküdar Zahire Ambarları gibi büyük ve önemli binalar inşa ettirdi. Eyüp Sultan Camii'ni onartıp, türbe'nin kapılarını gümüşten yaptırdı. Konya'da ki Mevlana türbesinde bazı kısımları da tamir ettirdi.

Sultan 3. Selim döneminin diğer eserleri şunlardır; Soma Hızır Bey Camii, Yozgat Cevahir Ali Efendi Camii, Eyüp Mihrişah Valide Sultan Külliyesi, Safranbolu İzzet Mehmed Paşa Camii, Bursa Emir Sultan Camii ve Türbesi, İzmit Hisar Bey Camii.

3. Selim Döneminde Yapılan Islahatlar (Yenilikler)

3. Selim, Avusturya ile Ziştovi 1791, Rusya ile de Yaş 1792 antlaşmalarını imzalayarak uzun süredir sürüp giden savaşlara bir son verdi. Daha sonra da devletin hemen hemen bütün kurumlarında yenilik (ıslahat) hareketlerine girişildi. Bununla birlikte yenilik (ıslahat) devrinde Fransız orduları Napolyon'un kumandasında Mısır'a asker çıkardı 1798. Osmanlı ordusu Akada Napolyon'u durdurdu. Bu devrin en ilgi çekici olayı, gelişen Fransa tehlikesine karşı Rusya ve İngiltere'nin Osmanlılar ile yaptıkları antlaşmalardır. Bu antlaşmalar sonucu Fransa Mısır'da daha fazla tutunamayarak geri çekilmek zorunda kaldı 1801. Ancak bir süre sonra Ruslarla İngilizlerin anlaşmaları 3. Selim'in yeniden Fransa ile anlaşmasına yol açtı 1804. Napolyon'un Rus ve Avusturya birliklerini yenmesi 1805 üzerine, 3. Selim Fransa'ya daha da çok yaklaştı. Gerek İngiliz ve gerekse Rus siyasi ve diplomatik oyunları 3. Selim'i kararından döndüremedi.

Islahat devrinin siyasi olayları bu şekilde gelişirken, Osmanlı devleti kurumlarında da yenilik (ıslahat) hareketleri yere yer gerçekleşti. 3. Mustafa, zamanında başlanılan yenilik (ıslahat)ı yürütmesini oğluna vasiyet etmişti. II. Abdülhamit'in ölümünden sonra tahta geçen 3. Selim devrine genel olarak Nizam-ı Cedit adı verilen yenilik (ıslahat)ına girişti. Bu yenilik (ıslahat) girişimi devletin bütün kurumlarında olacaktı. Yeniçeriler kaldırılacak, Avrupa düşüncesinden yoksun ulemanın nüfuzu kırılacak, Avrupa'da uygulanan ilim, sanat, ziraat, ticaret ve medeniyet, Osmanlı kurumları içinde de geçerli olacaktı. Bunun içinde devlet adamlarının yenilik (ıslahat) hakkındaki düşüncelerinin layihalarla belirtilmesi istendi 1792. Padişahın emri üzerine 22 devlet adamı layihayı sundular. Bunlardan yirmisi Türk ikisi de Osmanlı hizmetinde bulunan Avrupalı hristiyandı. Avusturya ile savaşın henüz bitmesi layihalarda da ileri sürülüyordu. Fakat layihaların ağırlık merkezini askeri alanda yapılması gereken yenilik (ıslahat)lar meydana getiriyordu. Nitekim 72 madde olarak tespit edilen yenilik (ıslahat) programa bağlandı. Önce layihaların ağırlık merkezini oluşturan askeri alandaki yenilik (ıslahat)ın gerçekleştirilmesine girişildi. Bu konuda 3. Selim'e üç layiha verilmişti. Bu layihalarda şu esaslar ağırlıktaydı;

1. Mevcut asker ocaklarının düzenlenmesi, 2. Avrupa usulünde yeni bir ordu kurulması, 3. Savaş teknik gruplarının düzenlenmesi.

18. yy.'ın son yarsındaki askeri ocakları hemen kaldırmak imkansızdı. Bu yüzden 3. Selim, bir yandan Avrupa usulünde bir ordu hazırlarken, öte yandan da mevcut asker ocaklarının düzenlenmesi yararlı buldu. Yeniçeri ocağına haftada birkaç gün eğitim ve öğretim zorunluluğu kondu. Humbaracı, Lağımcı, Arabacı ve Topçu ocakları için yeni yönetmelikler hazırlandı. Buna göre adı geçen ocaklar, ordunun teknik sınıflarını meydana getirecekti. Ocaklara iltimasla er alınmayacak, erler evlenmeyecek ve başka işlerle uğraşmayacaktı. Ayrıca geometri ve matematik dersleri ile sanat bilgisi ve savaş tekniği dersleri de okuyacaklardı.

Avusturya ve Rusya ile barış imzalandıktan sonra Koca Yusuf Paşanın Avrupa'dan getirdiği subaylar, Levent çiftliğinde az sayıda erlere askerlik öğretmeğe başladılar.

Ayrıca bakınız

Liste - Osmanlı padişahları

İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.